İnsanın fıtratından uzaklaşıp kendine yabancılaşması birçok ruhsal hastalığa zemin hazırlar. Endüstrileşmiş dünya kavramların altını kazıp yerine öznel tanımlarını yerleştirmektedir. Bu problemin çözümünü anlaşılmaz bir inatla, “Ruhsal hastalık,” ifadesini kullanmakta direten psikiyatri literatüründe aramak kolay değildir fakat biz yine de bu konuda konuşmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Ayşe Şasa, Hay sıfatı için, “Sathi bir sıfatın ölmesi, onun yerine deruni bir hayatın başlaması, kuru mantıktan kalple idrak etmeye geçişin, yani bütün melekelerle eşyayı hissetmenin canlanmasıdır,” der. Hay, diri demektir. İbn Tufeyl daha baştan bize bu isimle mesaj vermekte, hatta konuyu kapatmaktadır. Uyanığın oğlu Diri: Hayy Bin Yakzan.
Uyanıklığın yegâne sebebi tefekkürdür. Nihai sonucu da diriliktir. Tefekkür kavramının karşısına çıkarılan kavramlardaki sığlık, ondaki derinliğin ayırdına varmak isteyen insanı ondan daha da uzaklaştırır. Medeniyetimizin –daha birçoğu gibi- sahip çıkılmayan yapı taşlarından, tefekkür, mindfullness tarzı sığ kelimelerle açıklanmakta ya da overthinking gibi sıkıntılı bir süreç olarak anlaşılmaktadır. Uyanıklığın biricik yolu olan tefekkürü hakkıyla bilmeyen insan onu yaşayamamaktadır da. Bununla beraber günümüzde çoğalan uyaranlar amigdalayı sürekli alarmda tutarak prefrontal korteksi, karar verme ve derin düşünme merkezini istilaya uğratmıştır. Tefekkür zihni uyandıracakken bu uyaranların gürültüsü beynin ödül sistemini (Mezolimbik dopamin yolu) ele geçirir. İnsan bir uyarandan diğerine koşarken Default Mode Network isimli, kişiyi içe döndüren devreyi çalıştıramaz. Uyanıklığının her yönden kuşatıldığını da fark edemez.
Hayy, kendi türüne ait toplumdan uzak yetişir. Onun öyküsünde nebevi hikmetlere dair pek çok unsur vardır. Adadaki yegâne varlığı için iki ayrı görüş bulunur: İlkinde Hz. Âdem gibi çamurdan yaratılmış, çamur ona rahim olmuştur. Diğerindeyse annesi, Hz. Musa kıssasındaki gibi, zalim bir hükümdarın zulmünden korumak amacıyla bebeğini sandıkla suya bırakmıştır. Peygamberler tarihine ait kıssalarla yakınlığı aşikârdır. Hayy kendi türünden olmasa da yine kendi türüne benzer özellikte, onu yetiştirecek bir memeli hayvanla karşılaşıp yakınlık geliştirir. Olay, iradesi dışında gelişmişse de onun için en uygunu budur. Nitekim sonra yaşamına devam eder.
Hayy’ın kurgusal olduğu veya sosyokültürel ortamdan uzakta yetişen biriyle günümüz insanının kıyaslanamayacağı söylenecektir. Bu barizdir ancak romanın kurgusunun yine bir insan zihninin ürünü olduğuna dikkat çekmek isterim. Ayrıca Hayy o ıssız adada kolektif bilinçdışının en saf arketipleriyle baş başadır. (Hayy’ın suya bırakılan çocuk olduğu rivayetini benimsediğimi belirteyim.) Jung’un hepimizin içinde yattığını söylediği kadim bilge ve yalnız çocuk Hayy Bin Yakzan olabilir mi? Jung’cu bakış açısıyla bu hikâyeye içimizdeki arketipsel yolculuğun dışa vurumu diyebiliriz. Bugünün insanıysa çeşitli uyaranlara karşı oluşturduğu personayla uğraşmaktan kendi yolculuğuna uyanamaz.
Psikiyatri Hay’ın zihnine dokunamaz. Yapay zekâyla oluşturulmuş gibi gözükse bile ondaki akıl yürütme süreci suni bir şekilde yapılamayacağı açıktır. Hayy’da psikiyatrik bir hastalığın izine rastlanmamasının sebebi, onun insanla karşılaşmamış olmasıdır. Ancak yine de bir şekilde varlığının esasını anlayabileceği unsurlarla karşılaşır. Nihayetinde bu öyküyü yazan bir insandır. İbn Tufeyl’in hayatını değil, yazmış olduğu öyküyü okumamız da bu yüzdendir.
Kavramsal olarak zihinlere yerleştirilen ruhun hasta olması durumunun sorgulanması gerekir. Burada öykünün gerçekçiliğinden ziyade insanın akıl yürütme sürecine odaklanmak daha kıymetlidir. İbn Tufeyl roman boyunca Hayy’ın akıl yürütmesine yoğunlaşır. Hayy’ın zihni tedaviye ihtiyaç duymaz. Bütünüyle sağlam olabilmek mümkün olsa bir insan psikiyatrik açıdan ancak böyle olurdu. (Uyaranlara karşı berrak bir akla ve irade gücüne sahip olma hali) Günümüzde tedavi diye sunulan şey yalnızca belirtileri azaltmaya yarayan tekniklerdir. Tedavi sonrasında kişi artık neredeyse hiç irade ortaya koyamaz.
“İnsan kendini yapılandırabilen, algılayan, değiştirme yeteneğine sahip tek canlıdır. Kimliğinde ve kişiliğinde yer alan birtakım hatalı ögeler nedeniyle sinyal veren bunaltı ve sıkıntı şeklindeki uyaranları ilaçlarla baskılamak yerine, o sinyallerin gönderdiği kodları deşifre edip çözüm yollarına doğru yol almalıdır.” (Özakkaş, 2023).
Psikiyatrik hastalıkların kriterlerinden hangisi Hayy’ın yaşantısında mevcuttur? Bir hocamdan duyduğum soruyla yazımın sonuna geliyorum. Dünyaya psikiyatri penceresinden bakınca sınıflandırabileceğimiz nice haller, onlara verebileceğimiz nice isimler vardır. Peki, edebiyat ve sanat penceresinden baktığımızda görülenleri nereye sığdırabiliriz?
Delilik aklın yetersizliği ve sezginin ölçüsüzlüğüdür belki de. Akıl bir varlık, ruhsa Allah’ın kendinden üflediği… Sezen kimdir, sorusuna verilmiş bir cevaptır Hayy bin Yakzan.


Kaleminize ve kelamınıza bereketler nasip olsun 🌱