“Sen insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; insana yakışanı yap ve bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak.”
Kur’an-ı Kerim, A’râf, 199
İnsanın kendisindeki harikuladelikleri fark etmesi onu mutluluğa götürecek en salim yoldur. Her varlık yaratılıştan belli nitelikler getirir ancak tamamlayıcı bir kimlikle yeryüzünde bulunduğu için var olandaki nitelikleri de kendinde taşır. Tabii bu biyolojik varlığını [beşer] sürdüren insan için de geçerli değildir, insan olma yönelimindeki insan için de. Bütünlenmiş bir var olan olarak var olandaki nitelikleri bünyesinde toplayan ergin, varlık aynası insan [insan-ı kâmil] bütün niteliklerini camidir.
İnsan ilahi isimlerin en cami, en bütünleyici, en toplayıcı tecellisi olarak mevcut bütün özellikleri bünyesinde taşıma istidadına sahip olmakla birlikte aynı zamanda onları en güzel, en çarpıcı, en parlak şekilde temsil etme, yansıtma istidadına da sahiptir. Bu sebeple âlemin cilasıdır o, evrenlerin göz bebeğidir.
İnsan fıtratın [ilk varlık hâli] yolunu tutarsa varlık aynası olarak bu bütünleyicilikle kendini gerçekleştirir. İlahi isimlerin tecellileri için hazır olmak ve onların yönlendiriciliğinde, zuhurunda var olmak fıtratın yoludur. “Yarma,” anlamıyla fıtrat yokluğun yarılarak içinden varlığın çıkması gibi “ilk varlık hâlini” ifade eder. İnsan fıtrat yolunu takip ederek kendini gerçekleştirip erginliğe ulaştığında bütün var oluş hâlleri ortadan kalkacak, Varlık Veren’in varlığında -varlığın göz bebeği- insanın varlığı silinecek, yalnız O’nun yüzü baki kalacak, insan yeniden ilk ve tek Varlık’a dönecektir.
Fıtrat insanı tanrısal erginliğe [İlahi isimlerin tecelli hâline] ulaştıran bir yol olduğu kadar, hayat içinde varlık aynası hâlinin tam bir tezahürü olarak, toprağa dokunuşundan göklere uzanışına, cümle kapısından çıkışından eve dönüşüne dek bütün yaşamsal tutunuşlarda hakiki insanı inşa eden bir yoldur da. Fıtrat, insanın üryan hâlidir. Gündelik olanın etkisinden uzak ya da onun etkisinden kurtulmuş, belki de ona hiç bulaşmamış yalın insanlık durumudur. Bu, yaratılışa uygun durumu sürdürüp her şeye kendi değerini veren, her şeyin yerini bulması için adaletle çaba sarf eden şahsiyetli erginliğin yoludur. Kişinin özünü koruyup tabiatını destekleyen, onu doğru çizgide tutan, ahlaki yaratılışına uygun, yeni doğmuş bir bebeğinki gibi saf ve katışıksız bir haldir. İnsanlığın işaretçisi bir toplum olmanın en gerekli şartı adaletse fıtrat yoluna tabi olan için, her şeye değerini vermek ve her şeyin yerli yerinde, kendi yerinde olmasını sağlamak, buna aracılık etmektir. Bunlar sağlanırken yaşadığı yurdun güzelliklerle bezenmiş gülşen, hanesinin de şen olması için insan sonsuz sevgi ve şefkatiyle Rahman’ın açtığı her güzellik kapısına aşina olmalıdır. O kapıların eşiğinden ayrılmadan âlemlere saçılan harikuladeliklerin peşinden koşmalı, çevreye yayılan sonsuzluk soluğunu teneffüs etmelidir.
Rahman’ın sonsuz sevgi ve şefkatiyle dolan gönül ehli fıtrat yolcusu gönlünü taşıran bu sevgiyi bütün varlığa saçar, serpiştirir. Cümlesi şefkat ve merhametle kucaklanması gereken izdüşümlerdir. Rahman’ın sonsuz, sonrasız güzelliğinin yansıtıcısıdır. Var olanlarla bir arada, bir bütünlükle Varlık Veren’e eren varlık dünyası ezeldeki varlık birliğine yeniden ulaşmış olur. Bu birlik fıtrat yolcusunu, kendisini bütünleyecek, bir aradalığı derleyip devşirecek ve o birliğin içinde tutacak marifete [erginlik bilgisine] de ulaştırır. Bu anlamda numune-i imtisal olarak zübde-i âlem olduğu gibi fihristi kâinattır da insan. Bu evrensel özdeşlik ve özgüleniş içerisinde fıtratın yolunu sürdüren makro-insan evrenin bir parçası değil bütünsel bir (holistik) varlık olarak evrenin bizzat kendisidir. O, fıtraten bütün bilgilere sahiptir. Varlık’ın kendi bilgisine erişi de varlık aynası insanla mümkündür. İnsan, koca bir âlemi gönlüne sığdırıp varlığın dilsiz güzelliğine şahitlik ve tercümanlık eden tek varlık aynasıdır.
Ayrıksı Göz Üryan Şair Yunus Emre ne güzel buyurmuştur:
“Yedi gök, yedi yer, dağlar ve denizler,
Cümlesi bende buldum, bende gizli her eser.”
“Arş u kürs u yer u gök, bende buldum ben,
Dört kitabın manasın, bende buldum ben.”
“Katre idim ummana karıştım,
Mevce gelip deryayı buldum ben.”

0 Tartışmaları