“Yazarlarımıza Beş Soru”nun yeni konuğu Resul Bulama. “Taş Sektirme Ustası”nın yazarı, akademi günlerini paylaştı bizimle.
Atölyelere başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız?
İnternette kitaplarla ilgili tarama yaparken tesadüfen Binkitap adında bir siteye rastlamıştım. Orayı keşfedince çok iyi okurlarla tanıştım ve bana çok katkıları oldu. Sitede aynı zamanda etkinlikler düzenlenip toplu okumalar yapılıyor ve halen aktif olarak kullanmaya devam ediyorum. Değer verdiğim bir okur Ali Ural okuma etkinliği düzenledi, yaklaşık altmış kişi Posta Kutusundaki Mızıka’yı okuduk, kitap hakkında incelemeler ve “Sevgili Dost” mektupları yazdık. Çocukluğumdan beri Pendik’te oturuyorum ve Pendik Yazı ve Şiir Atölyesi başladığından beri afişleri görüyordum fakat yazmanın öğretilebileceğini hiç düşünmemiştim. Okumaya ilk başladığımdan beri not tutarak okusam da yazma uzak bir ihtimaldi benim için. İlham varsa vardır, yoksa yoktur diye yazmayı farklı bir yere koyuyordum. Bu yüzden atölyeyle tanışmayı hep ertelemiştim. Etkinlik bitince düzenleyen okurun hatırı için atölyeye katılıp hocamızla tanıştım ve arkadaşların selamını ilettim. Bu ilk katılmış olduğum dersin üzerinden yaklaşık altı yıl geçti. Geriye dönüp baktığımda doğru yerde olduğumu görüyorum. Bu süre zarfında en fazla bir veya iki ders kaçırmışımdır. İlk dersten itibaren kendimi buraya ait hissettim. Aynı şevkle yedinci yılımda derslere devam ediyorum.

Ali Ural’ın talebesi olmak demek…
Ali Ural’ın talebesi olmak, ülkemizde çok alışık olmadığımız edebî hassasiyet ve keyifli bir edebiyat ortamı dengesiyle ifade edilebilir. Biz genel olarak akademik ciddiyet ve hatır-gönül arasında savruluyoruz. Oysa Ali Ural’ın öğrencisi olmak, keyifli bir sohbet eşliğinde edebî ölçülerden taviz vermemek anlamına geliyor benim için. Hale etkisi dediğimiz tamamını beğenme veya reddetmenin ötesinde her metni hak ettiği yere koymak, baştan sona iyi bir metnin içinde küçük bir hatayı bulup atmak veya çok kötü bir öykünün içinde küçük bir edebî değer varsa onu tespit edip, buradan devam et, demek… Benim için bu çok değerli…
Yazma disiplininizi korumak için neler yapıyorsunuz?
Yazmayı bir hobi olarak görmüyorum. İş, aile ve toplumsal sorumluluklarımı ihmal etmeden elimden geldiğince hayatımın merkezinde yazmaya bir yer ayırdım. Çevremde gördüğüm, yaşadığım anlar ve resimler üzerinde öykü değeri olan detayları yakalamaya çalışıyorum. Bir taraftan farklı ne söyleyebilirim diye arayışa girerken diğer yandan elimde olan dosyalar üzerinde de çalışmaya devam ediyorum. Önceden sadece okumayla sınırlı olan disiplinim bu süreçte yazıyla devam ediyor. Yazıyı besleyecek iyi eserlerle ve teknik okumalarla daha iyi metinler ortaya koymak istiyorum.

Kitabınızı yazarken motivasyonunuzu yitirdiğiniz zamanlarda size yeniden başlama gücü veren ne oldu?
Benim için yazmak demek güzel kelimeler veya iddialı sözler kullanmak demek değil. Hayata dair söylemek istediğim şeyler var ve bunların çoğunu ilk öykü dosyamda farklı şekillerde kullandım. Onları iki kapak arasında görecek olmak beni sürekli motive etti ve yazarken hiç yavaşlamadım. Bununla birlikte okuma ve öğrenme sürecim de atölye aracılığıyla devam ediyordu. Elbette her yazdığım ilk anda yerini bulmadı ama dosyanın tamamlanacak olması benim için heyecan verici bir serüvendi.
Atölyeye getirmiş olduğum üçüncü öykünün üzerinde hocamızın yönlendirmesiyle çalışmaya devam ettim ve ilk kitap dosyamın ana metni bu oldu. Ara ara farklı metinler de kaleme aldım, bunlardan yayımlananlar oldu fakat hocamız sürekli “Sen taşları yaz,” diyerek beni teşvik etti ve hedefim hep taşlar oldu. Bu yönde okumalar yaptım ve çıkan dosya beni mutlu etti. Baştan sona hocamızın yönlendirmesiyle kitap hâline geldi. Yazma süreci açısından da hedefim hep çizilmiş olduğu için motivasyon sorunu yaşamadığımı söyleyebilirim.
Atölye arkadaşlarınıza ne söylemek istersiniz?
Edebiyatın tadına varan bir okur için okumak son derece keyifli ve dinlendirici. Oysa yazma eylemi sistemli bir okuma ve disiplin gerektiriyor. Kâğıda döküldüğünde sizi mutlu edecek bir motivasyona ihtiyaç var. Edebî olarak sizi daha ileri taşıyacak bir okuma listesine ve yazma rutinine vurgu yapmak istiyorum. Sait Faik’in kari okur dediği bir noktadır burası. Eğer yazma süreci kaliteli vakit geçirilecek sanatsal bir etkinlik olarak görülüyorsa bir süre sonra bu motivasyon yeterli olmayacaktır.
Bunları yazma konusunda yeni başlayanların gözünü korkutmak için söylemiyorum, hakkaniyetli bir tespit olması açısından vurguluyorum. Yazma yolculuğu ilk meyvelerini vermeye başladığı zaman buna değdiğini göreceksiniz. Hayata dair kendi yakaladığınız resimleri iki kapak arasında görmek, size ait kelimeleri hiç tanımadığınız bir okurun okuduğunu düşünmek çok değerli. Süreç olarak değil sonuç olarak daha doyurucu bir deneyim olduğunu söyleyebilirim ve buna değer.


0 Tartışmaları