BEN ROBOT DEĞİLİM


İnsan olduğumu ispatlamamı isteyen kutucuğa bir tik atıyorum. Ben robot değilim!

Yalnızca insan olanların bileceği birkaç soruya cevap veriyorum. Fotoğraftaki yangın musluklarını işaretleyiniz. Birini yanlış seçiyorum. Tekrar şans veriyor.
Görseldeki bisikletleri işaretleyiniz. Tamamını bulamıyorum. Antenleri, köprüleri, trafik ışıklarını soruyor. Hep, bir yerde hata yapıyorum. Gözlerim her seferinde beni yanıltıyor. Kendimden şüphe etmeye başlıyorum. Ben robot değilim! Nasıl ispatlayacağım bunu bilmiyorum.

Oysa beni vicdanımdan tanısınlar istiyorum. Görseldeki talan edilmiş binaları işaretleyiniz, deseler gözlerim aşina. İçindeki insanları düşünüyorum. Aynı duvarı görmeye alışık bir yalnız için, duvar bildiği duvar mıdır hâlâ, enkazından ayrılmaz. Bir kadının kutsal bir görev gibi pişirdiği ve evin ikindi vakti açlığını tereyağı sürerek geçiştirdiği ekmekler hangi kattadır şimdi?

Alev toplarını, fosfor bombalarını işaretleyiniz.
Tam düştüğü yerde ne vardır, diye tahmin yürütmeye çalışıyorum. Bir okul, bir hastane mi? Yarın yeniden doğacak günün umuduyla, bahçesine çamaşır asılan bir yuva mı? Bina boş mudur, yoksa saklanılan yer midir? Korunaklı yer var mıdır, bilmiyorum.

Dondurma kamyonlarını işaretleyiniz.
Çocuk gülüşlerini donduran bir kamyon, tatlı bir serinliği hatırlatmaz artık. Zaten peşinden koşacak çocuk da kalmamıştır.

Ölü bebekleri işaretleyiniz.
Öpünce geçmeyen yaraların bir metrelik bezle sarıldığını görünce, ölüm ve bebeği aynı cümleden ayırmak istiyorum ve hiç de tatlı olmayan bir benzetme yapıyorum. Bayramı cennette olan bir avuç şekeri, o güne kadar nasıl saklar toprak?

Görseldeki anahtarları işaretleyiniz.
Babalar, pençeleriyle kazıyor enkazı. Yuvalarını kurtarıyorlar. Anahtarlar öfkeli damarların sardığı boyunlarında. Güler yüzle açılan kapıların kilidini arıyorlar. Mümkün müdür, bir baba doğumundan önce yaşanan her şeyin bir gün kendisini bulacağını bile bile burada kalmak nedir bilmesin. Terk etmiyorlar.

Tek tek işaretleyebiliyorum kutucukları fakat ellerim titriyor. İnsanlığa sığmıyor çünkü karelere sığanlar. Ben robot değilim! Yaşasın ben robot değilim ama neden bebek kanı renginde her şey, biri açıklasın? Ellerim titriyor.

Düşünüyorum, yeryüzünde acı, kaç kez söylendi. Kaç kez unutuldu ve hatırlandı. Kanımız kaç kere kurudu ve alev aldı. Ne olursa olsun bir şey yapmalı diyen kaç kişi, en iyi bildiği şeyi yaparak bunları anlattı.

Herhangi birisi, insanı tedirgin eden bu şeyleri ilk defa düşünmeyen; genç, bilgisiz ve yeni yeni görmeyi öğrenen birisi içine dert etmelidir. İşte ben oturdum ve bütün bu resimler gözlerimin önünde sıralanırken düşünmeden edemiyorum. Ben robot değilim!

  • Kevser Hattatoğlu

    1988 yılında Karabük'te doğdu. Giresun Üniversitesi Radyo TV Yayımcılığı ve Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun oldu. İsta...


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0 Tartışmaları

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir