“A. Ali Ural Yazarlık Atölyeleri Geleneksel Edebiyat Pikniği”nden geriye güzel haberler, pekişen dostluklar ve edebiyat zemininde güçlenen muhabbet kaldı. Türkiye’nin dört bir yanından yazarlarımızın katıldığı piknikte çıkacak yeni kitapların müjdesi verildi ve aya.org.tr’nin açılışı duyuruldu.
Türk bayraklarının arasında kurulan masada öğrencilerine seslendi hocamız A.Ali Ural:
“Edebiyat hayatı derinleştiren bir pencere. Edebiyatla beraber her şeyi yeniden, daha farklı, daha zengin, daha kalıcı görüyoruz. Geçici dünya hayatının ebedi bir hayata evrilmesinde edebiyat köprüsünün rolü var. Fanilikle ebedilik arasında bir geçit o.”
“Türklerde otağ merkezdir, korunma yeridir, ocaktır. Aya.org.tr’nin ocağımızı temsil eden bir logosu var: Türk otağı.”
Buluşmada, “Filistin hakkında konuşmayı bırakma,” düsturuyla bir köşe hazırladık. Panonun ortasında, Ali Ural Hocamızın Karabatak’ın 74. sayısında yayımlanan Filistin şiiri Yarım Göz’den mısralar vardı:
“kötü çok kötü bir hırsızsın sen çuvalından kan damlayan
kuzular öldü siz yalancı çobanlar niçin yaşıyorsunuz”
Pikniğe Azerbaycan’dan katılan Şair Sümeyra Yaman, hocamız A.Ali Ural’a kardeş ülkeden bir armağan getirmişti: Çingiz Aytmatov: “Qırmızı Yaylıqlı Qovağım Mənim”. (Cengiz Aytmatov: “Selvi Boylum Al Yazmalım”)
A. Ali Ural Yazarlık Atölyeleri Geleneksel Edebiyat Pikniği’nde şair ve yazarlarımız duygularını şöyle dile getirdi:
Sezai Demirci: Geleneksel Ada Pikniği aynı zamanda bir edebiyat şölenidir benim için. Çünkü yeni yayımlanacak kitapların müjdesini burada alırız. Bu buluşmada A.Ali Ural Yazarlık Akademisi’nin müjdesini almış olmak ayrıca mutlu etti beni. Bu güzel topluluğun Türk Edebiyatına nice kalıcı eserler bırakacağına inanıyorum.
Hayriye Yerliyurt: Geleneksel Edebiyat Pikniğinde edebiyat ve yazma zevkini paylaştığımız, ortak bir ülküye sahip olduğumuz, birlikte sevinip birlikte üzüldüğümüz arkadaşlarımızla ve öğrencisi olmanın kıymetini gün geçtikçe daha çok anladığımız hocamız Ali Ural’la buluştuk.
Zamandan ve mesafeden bağımsız, özel bir gündü. Tarih belirlenince planlar ona göre yapıldı, biletler, seyahatler, işler güçler ona göre ayarlandı. Her hafta küçük bir ekranda vesikalık bir fotoğraf gibi gördüğümüz isimlerle kucaklaşıp, Ali Hoca’mızı bizzat göreceğiz çünkü.
Gözlerimizde çok eski dostlarda görünen ruhîşinas bir samimiyet, buluşmaktan kaynaklanan çocuksu bir sevinç var.
Büyükada, bugün için olanca güzelliğiyle hazırlanmış, begonviller çılgın bir pembeyle coşmuş, dalgalar mutedil, rüzgar ferahlatmak için esiyor.
İşaret parmağı hep bayrak, millet, vatan sevgisini gösteren babacan adam bugün ders anlatmıyor, Türk edebiyatının geleceğine hazırladığı öğrencileriyle hatıra biriktiriyor.
Sevgi Yerlioğlu: Her sene yeni bir sofra kurulur adada. Mezuniyet nişanı sevinçlerimiz. Bu sene, hocamızın sesi meydandan Dilburnu’na kadar bir coşkuyu taşıyor; AYA.
Su çoğalıyor ve havuz gitgide daha da pırıltılı. Adayı begonvillerden bir zincir çevirmiş boylu boyunca. Ellerimizi çiçeklerle yan yana koyuyoruz, ellerimiz büyük. Hepimizin ellerinin üzerinde şairin elleri.
Rabia Berna Tümkor: Dilburnu mesire alanında Türk bayrakları dalgalanıyordu. Filistin bayrağını simgeleyen yeşil, kırmızı, siyah, beyaz balonların yanındaki panoda hocamın dizeleri göze çarpıyordu. “kötü çok kötü bir hırsızsın sen çuvalından kan damlayan /kuzular öldü siz yalancı çobanlar niçin yaşıyorsunuz” Bu davanın ağırlığını samimiyetle yüklenen bir şair A. Ali Ural. Şiirin devamında “kemikler üzerinde yürürken duyduğunuz çıtırtılar /tatil kahvaltılarında kırılan yumurtalar art arda tereyağına” diyor. Gerçek şu ki mümin, kardeşinin acısına duyarsız kalamaz. Müminler tek vücuttur. Ayaktaki ağrının başı etkilememesi mümkün mü! Günümüz, edebiyat ve tefekkürle geçti. Eğlenirken öğrendik, dostluğumuza şükrettik.
Hande Aydın: Şule’nin pervaneleri Pazar günü erken saatlerde Büyükada’daydı. Karabatakları selamlayarak başlayan buluşma güzel sohbetler, eğlenceli ve ödüllü yarışmalarla devam etti. Havası, suyu, ağacı, her şeyiyle çok kıymetli saatler geçirdiğimiz geleneksel pikniğimizin sonunda birbirimize kısa bir süreliğine veda ettik. Yepyeni ve taptaze başlangıçlar için.
Selman Nuriler: Pikniğimizin asıl ikramı, hocamızın ve her bir arkadaşın biriktirdiği muhabbeti cömertçe paylaşmasıydı. Eski dostlukların ve yeni tanışmaların samimiyeti birbirine karıştı. Eve dönerken peşimizden geliyordu muhabbet ve samimiyet.
Bünyamin Demirci: Ali Ural Yazarlık Atölyeleri’nin neden başarılı olduğu hep merak edilmiştir. Oysa cevabını her yıl yapılan ada pikniğinde bulmak mümkün. Orada usta çırak ilişkisinin yanında bir “Şule” ocağı mutlaka görülecektir.
Hilal Karaman: Başımızda hocamız, gönlümüzde edebiyat, üstümüzde gökyüzü, ağaçlarla kol kola geçen eğitim ve sevinç dolu harika bir gün…
Şehristan Memduhoğlu: Bir insan topluluğu düşünün bir ülke edebiyatının geleceğine yön verecek, yol çizecek. Bir kaptan düşünün binlerce yol tarif edecek, itici güç olacak, ellerinde meşalelerle karanlıkta kalmış her yeri aydınlatan neferler yetiştirecek. O kaptan hocamız A.Ali Ural. Ben bunu gördüm edebiyat pikniğinde. Geleceğe olan güvenim arttı, gurur duydum. Bütün gücüyle her yere yetişmeye çalışan çalıkuşu gibiydi Hümeyra Hanım. Bu nadide ortamda olmaktan büyük keyif aldım. Emeği olan herkese çok teşekkür ederim.
Fatma Biçer: Meşhur ada pikniklerinin güzelliğini, coşkusunu hep duymama rağmen bu seneye kadar bir türlü katılmak nasip olmamıştı. Nihayet bu yıl yaşanan sevince ve coşkuya bizatihi şahit oldum. Ve bende uyandırdığı ilk his, büyük bir ailenin bütün fertlerinin dede veya baba ocağında bayramlarda bir araya geldikleri zamanki coşku ve mutluluk oldu.
Her biri farklı atölyelerle, farklı şehirlerde hatta farklı ülkelerde olan onlarca kardeşimizle hocamızın yanında bir araya gelmiş olduk. Bir çoğumuz birbirimizi ilk defa gördük, yahut ismen tanıyorduk ama ilk defa rû be rû görüşme imkânı bulduk. Güldük, söyleştik, eğlendik. Böyle bir manzaranın kıymetini ve güzelliğini ifade etmek elbette çok zor.
Hocamızın her bir talebesiyle ayrı ayrı görüşmesi, hal hatır sorması, yeni çıkacak eserleri için teşvik etmesi, söz alması ise her birimizi başka heyecanlandırdı.
Ne güzel edebiyat kardeşliği, ne güzel birliğimiz, ne güzel muhabbetimiz…
Daim olsun inşallah.
Resul Bulama: Geleneksel Edebiyat Pikniğimiz için bir kez daha adadaydık. Türk Edebiyatının çok kıymetli şair ve yazarları, hocamız A. Ali Ural’ın ocağında bir araya geldi. Bir yıl boyunca bu güzel buluşma için heyecanla bekledik. Ada, birçok müjdeye şahitlik etti. Yeni kitaplar, A. Ali Ural Yazarlık Akademisi (aya. org) ve daha fazlası. Yaz dönemi bizim için dolu dolu geçecek. Gemi büyük, yol uzun.
Ahmet Kara: İnsanın kendisini mutlu ve huzurlu hissetmesi, sevgi ve saygının hiç eksilmediği ortamlarda mümkün oluyor. Ali Ural Yazarlık Akademisi ve geleneksel yıl sonu pikniği de böyle yerlerden. Burası ocak ve ocağın bir ferdi olmak ne güzel.
Emre Şahin: Her yaz başı adanın tepesine doğru yürümek ne güzel. Yaklaşırken ocağımız simgesi bayraklarımızı görmek ne güzel. Arkadaşları tekrar tekrar görmek ne güzel.
Haluk Kanca: Pikniğimiz oldukça iyi geçti. Ben ilk defa katıldım bu sene. Birçok arkadaşımı ilk defa yüz yüze görme fırsatım oldu. Bir de mısırlı sevgili Bedrawi vardı. Ne güzel şiirler yazıyor, Türkçe!
Bilgi yarışmasında bir kitap kazandım, Bedrawi iki…
Bu kadar çok yazar/yazar adayının bir arada olduğu bir toplantıyı başka bir yerde düşünemiyorum. Ali Ural Hocamız sağolsun.
Bir de www.aya.org.tr açılmış, hayırlı olsun.
Enes Togay: Geleneksel Edebiyat Pikniği, birlik ve beraberlik duygusunu ön plana çıkaran özel bir atmosfere sahip. Ali Ural hocamızın öncülüğünde gerçekleştirilen bu güzel etkinlik, unutulmaz bir gün yaşamamızı sağladı. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

0 Tartışmaları