ÇIĞLIKSIZ


Kudüs’e
ıslak bir kambur debelenir kıyısında
dağlarında yorgun bir öfke gezer
çevresinde hayta siyah
soytarı köpükler alaycı
ulu bir taht uyur kucağında
kurumuş ihtiyarların gözlerinde
cesur kuşların gölgesidir özlenen
kızgın demir leblebilerin
düşmesidir beklenen işgale
artar da soğuk yıldızlar oysa
sularında
çığlıksız çağırmalı çocuklar
ebabil sürülerini
daha kızarmadan deniz
hediye ıslıklar takılmadan saçlarına
uslu bir rüzgâr gibi
yıkamadan konuşmalı ellerini
acıtmayan bir ninni gibi ayazda
iz bırakırsa alınlarda poyrazın yelesi
bir babanın sesine eklenip
çıngıraksız ve kefensiz
götürmezmiş ağıtları beşiğinden
yer gökyüzüne düşmeden önce
bastırıp öfkelerini yarasına erkekler
dağlarmış kinlerini harp sabahlarında
ezansız ışırken artık bu şehir
saçları avaz avaz dağınık
gölgesi büyür çocukların sokakta


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0 Tartışmaları

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir