DEDE KORKUT HİKÂYELERİ VE TÜRK EDEBİYATI


Türk edebiyatının baş eserlerinden kabul edilen ve asıl adı “Kitâb-Dedem Korkut Alâ Lisân-ı Taife-i Oğuzân” olan Dede Korkut kitabı, henüz yerleşik hayata geçmemiş Oğuz Türklerini; tarihleri, dilleri, günlük yaşamları ve diğer sosyal, kültürel unsurları bağlamında tanıtmaktadır. Bu anlamda kitap, Türk töresinin kopmaz bağıyla bağlanan boyların yaslandıkları güç dayanaklarının her birini bütünleşik bir şekilde okuyucusuna aktarır. Eser 15. yüzyılda yazıya geçirilmiştir. Günümüzde Vatikan ve Dresden olmak üzere iki nüshası bulunan Dede Korkut Hikâyeleri, nazım ve nesrin birlikte kullanımı yönüyle Türk edebiyatının edebi anlatım zenginliğini, söyleyiş güzelliğini barındırır.

   Eseri, Türk edebiyatı için eşsiz kılan temel unsur, Dede Korkut’un kimliğiyle özdeşleşen şamandan, bahşılıktan, ermişliğe, biliciliğe evrilen bilge tipinin, Türk düşünce evrenindeki değişikliklere koşut olarak İslam öncesi Türk edebiyatında var olan edebi söylemin, İslam tasavvuru etkisiyle geçirdiği dönüşümü gösteren ilk örnekleri içeriyor olmasıdır. Denilebilir ki, iki ayrı evren tasavvurunun bileşimindeki değerlerin dilsel terminolojisi, uyum ve harmoni içinde tarihsel akışa uygun olarak bu hikâyeler aracılığıyla ortaya konup betimlenmiştir.

   Hikâyelerde, Dede Korkut; söz söylemedeki üstünlüğü dolayısıyla Türk boylarının birlik ve beraberliklerinin sağlayıcısı ve kadim Türk töresinin başat öğreticisi, uygulayıcısı konumundadır. O, ad verici, şan yüceltici, yol gösterici ve çözümleyici kişilik özellikleriyle, kerametler gösterip dini referansların ışığında yargıçlık yapar. Dede Korkut, yönetsel anlamda statü üstünlüğüne sahiptir. Gücü ellerinde tutan hanların bile tartışmasız, itirazsız olarak tavsiyelerinin, önerilerinin dışına çıkmadıkları, siyasi karar verici kutsal bir dini otoriteyi temsil etmektedir. 

   Hikâyeler, konuları bakımından kahramanların başlarından geçen olayları içerir. Bu kahramanlar olağanüstü yetilere sahip olsalar da yaşadıkları toplumun gerekliliklerini yerine getirirler. Normal insanlar gibi, avlanırlar, evlenirler, zorda kalırlar, savaşta esir olurlar. Eserdeki, bu olağanüstü hayatla, olağan hayatın yan yanalığı dolayısıyla Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatında, destandan halk hikâyelerine geçişin ürünü olarak kabul edilir. Kitapta birincil önem atfedilen erdem olan, kahramanlık, yiğitlik sadece hanların, kazanların, uhdesine tahsis edilmez, kadına da koyun çobanına da verili olduğu görülür. Ancak, eserdeki alp tipinin, başarması gereken, baş kesip kan dökme, aşamalarını geçen beyler; ” Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması “ hikâyesinde ve “ Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı” hikâyesinde olduğu gibi, yiğitlik kazanımlarının ortakçıları olsun istemezler, Salur Kazan’ın çobanı ağaca bağlaması ve Kanturalı’nın Selcan Hatun’u ölümle sınayışı bu nedenledir.

    “Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi” hikâyesindeki, Tepegözün gözleri tıpkı, Homeros’un “Odyssia”sındaki  Kylop’un  gözleri gibi tepededir ve her ikisi de mağarada yaşamaktadırlar. Diğer yandan “Bamsı Beyrek” ve Hz.Yusuf kıssası’nda olduğu gibi babalarının oğullarını kaybedişlerinin üzüntüsüyle gözlerinin kör olmaları ve yine oğullarına ait bir parçayı gözlerine sürüp görmeye başlamaları gibi klasik eserlerle konu bakımından benzerlikler taşıdığı görülmektedir. Hikâyelerde; Oğuzların, ahlâki niteliklerinin, aile yapısının, nişanlılık, evlilik yükümlülüklerinin, av törenlerinin, yas tutma geleneklerinin, giyim kuşamlarının betimlemelerindeki canlılık, Türk edebiyatında az rastlanır güzelliktedir. Hikayelerde, varsıllık ölçütünün göstergesi altın olarak görülür. Şölen betimlemelerinde, beylerin altın başlı çadırlar diktikleri, beylere altın kaselerde şarap sunuluşu anlatılır. Bu aktarılanlara ek olarak sosyal yapının edebi açıdan tasviri dolayımında, hikâyelerdeki dini motiflere, kader anlarının belirleyicisi durumlar anlatılırken yer verilir. Bu durumlar ise ya bir savaşın hemen öncesinde düşmana karşı galip gelmek ya da korkutucu özelliklere sahip bir canavarın karşısında onu öldürebilmek içindir. Din, kahramanların, ölüme yaklaştıklarında moral buldukları, güven verici koruma kalkanlarıdır. Kazanılan her zafer sonrası, aldıkları yerin kilisesini yıkıp mescit yaparlar, bunun yanı sıra hikâyeler, Dede Korkut’un, Allah’tan bağışlanma dileği ve peygamberi anma duasıyla sonlanır.  

   Her edebi eser gibi Dede Korkut Hikâyeleri de içerdiği dil ve anlatım özellikleri açısından, Türk edebiyatı alanında kendine özgü birtakım özellikleri taşımaktadır. Eserde masal döşemelerine benzeyen açılış bölümleri yer almaktadır; “Kamgan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Kara yerin üstüne beylik çadırını diktirmişti. Büyük gölgelik gökyüzüne gerilmişti. Bin yerde ipek halı döşenmişti.” * (Bay Böre Bey’in Oğlu Bamsı Beyrek Hikayesi). Ayrıca, Türkçenin etkili kullanımının göstergesi sayılabilecek, halk bilgeliğinin düşünüm derinliğini yansıtan özdeyişlerin varlığı anlatımın gücünü olumlu yönde etkiler. Rediflerin, kafiyelerin, sık kullanımıyla sessel hoşa giderliğin oluştuğu görülür. Kahramanların, sevdiklerine yönelik içten hitaplarında kullandıkları özenli sözlerin, taşıdığı estetik ton, dil ve anlatım yönünden Türk edebiyatında az bulunur özelliktedir.

   “Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması” hikâyesinde: Ava gittiği haberini alan düşmanın, baskın yaparak karısını, oğlunu esir aldığı, yurdunu tarumar ettiğini gören Salur Kazan yaşadığı üzüntüyle gönlü, yaşadığı üzüntüyle dolu, önüne çıkan suyla, Hak cemalini gördüğü için söyleşir;

” Çağıl çağıl kaynaklardan çıkan su 

 ağaç gemileri oynatan su,

 Hasan ile Hüseyin’in hasreti su 

 bağ ile bostanın süsü su

Ayişe ile Fatma’nın nikâhı su 

seçkin atların gelip içtiği su”*

  Bu kısa alıntı bile; eserin geneline yönelik olarak, Türk diline hakimiyetiyle dizelere gömülü fikirsel güçlü yapıyı ortaya koyar. Hikâyelerde: konuşmalar, seslenişler şiir formundayken, olayların anlatımında ise düz yazının kullanıldığı görülmektedir. Secilerle yüklü anlatım nedeniyle yer yer eserin nesir bölümüyle nazım bölümü arasındaki ayrımların ayırt ediciliğinin azalarak aynı söyleyiş ahenginin ekseninde cümlelerin, mısraların birbirini şekil ve anlam yönüyle bütünlediği bir durumsallıkla karşılaşılmaktadır. Ayrıca, seslenişlerin, konuşmaların, şiirler yoluyla aktarımı, eserin okunuşuna akıcılık bağlamında olumlu katkı sağlamıştır. Bu bölümlerin, asonanslarla, aliterasyonlarla, yinelemelerle, sağlanan müzikalite ve ahengin yüklenicisi ise Dede Korkut’un kopuz çalarak söylediği, soylamalarla, içli temenni ve dualarla işlenen, mısralar ve mısra kümeleridir. 

   Sonuç olarak, Dede Korkut Hikâyeleri: Türkçe söz varlığı zenginliği bakımından haklı bir üne sahip olmanın yanında, Türk değerler sistemini on iki hikâyeye sığdırıp Türk edebiyatına estetik ve yetkin biçemle eklemlenişindeki mükemmellikle, yazıya geçirildiği günden bugüne dek süren ve yarın da sürecek olan Türkçenin anlatı şenliğine, şölenine katılımcı olmaya davet eder okurunu. 

“Dedem Korkut gelip boy boyladı, soy soyladı, bu Oğuzname’yi düzenleyip böyle dedi:

-Şimdi, hani dediğim seçkin erenler / Dünya benim diyenler?

Onlar dahi bu dünyaya geldi geçti,  / Kervan gibi kondu göçtü.

Onları da ecel aldı, yer gizledi. / Fani dünya kime kaldı?

Gelimli gidimli dünya, / Önü sonu ölümlü dünya! / Dua edeyim Hanım:

Karlı kara dağların yıkılmasın! / Gölgelice koca ağacın kesilmesin!

Kanlı akan güzel suyun kurumasın! / Kadir Tanrı seni namerde muhtaç etmesin!

At koştururken ak boz atın tökezlemesin! / Çarpıştığında kara çelik keskin kılıcın körelmesin!

Dürtüşürken uzun mızrağın kırılmasın! / Ak sakallı baban uçmak olsun!

Ak saçlı ananın yeri cennet olsun! / Önü sonu arı imandan ayırmasın!

Ak alnında beş kelime dua ettik, kabul olsun! / Allah’ın verdiği umudun kesilmesin!

Derlesin toparlasın!Günahımızı adı güzel Muhammed Mustafa yüzü suyuna bağışlasın!”1

  1. *Sadettin Özçelik, Dede Korkut – Oğuz Beylerinin Destanlaşmış Hikayeleri, Ötüken Neşriyat, İstanbul. ↩︎
  • Samsun Havza'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversite...


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Bir Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir