Kulaklar küpe mezarlığı
kayboluyor her gelen
şükretmek yetmez
bilenmeli dilimiz gözlerimiz
gün batımında kesilince rüzgâr
bir tünel kazılmalı kubbesi aydınlığında
gördükçe tebrik etmeli herkes kendini
ömür boyu açık görüş denildiğinde
tekzip etsek üstümüze yıkılır
yalan dense ne çıkar uzadı elleriniz
yağı bitti kandilin fitilidir yanan
bir çekirdek boy atmış
parmaklar ucunda zeytin dalı
kırıldı parmaklıklar
kim nemlendirdi toprağı
kahkahalar boğarken sesleri
hangi kumaşın rengi attı
bekle rengârenk çiçeklerle dönecek
kırılacak şüphe kapısı
derin izlerini yüzünün
ve geceyi boyayacak
bitecek bezginliği kuşların
düştüğünde yapraklar gönül şehrine
saatler kuruldu
bir şafak vakti kalkınca ayağa
omza değince ey sevgilinin eli
doğrulup fırlayacak
kaldıracak üstündeki bulutları
umulmadık zamanda bir el
o el ki gecelerce gezinir yüzünde
gömülürken hayalin derinden derine
karanlık galip geldi dendiği anda
kaç el sürülecek solmadan yüzüne

0 Tartışmaları