birden ona kadar sayabilirsin, birden yüze, birden bine
birden on bine kulakların çınlar seni yâd eden var cennette
yükseldikçe rakamlar cızırdar radyo uzun dalgadan
her ev bir dağ olur ve her dağın karı erimeye başlar
eridikçe renk değiştirir kar eridikçe boğaza akar lav
on beşli Halil bilmez bu bilmeceyi, çarşıdan aldım bir
aynalı çarşıya geldim bin, ana tam dört yüz elli bin
çil çil gözler döktüm önüne çil çil yirmi dört ayar
yirmi dört saat titrememiş kirpikler serptim geceye
örsümüzden gemiler geçtikçe çekicimiz yanacak
havayı kokluyor kurtlar başlarını yukarı kaldırıp
baruttan bulutlar baruttan bulutlar baruttan bulutlar
kuyruğu düğümlü bir atın var mı onu söyle
at kuyruklu bir yârin vurulduğunda ağlamayacak
ben Çanakkale’nin hikâyesini yazamam dört yüz elli bin
kalemimi kurtlar yer ağaçtan bir dal keserim kalem yerine
yazacaksan toprağa yazacaksın ah toprağa karışacaksın
üç el ateş edeceksin havaya akbabalar pat pat düşecek
at kişneyecek şiirin gemi azıya alma vakti, köpükler saçma
deli deli yazacaksın deli deli akan bu ırmakların ardından
elim gitmiyor fakat dört yüz elli bin yazmaya toprağa
çek değil bu karşılıksız, kuyruklu yalan değil
candan bulutlar candan bulutlar candan bulutlar
tam dört yüz elli bin kalp, muhabbet yalan değil
gümbür gümbür damarda çağlıyor hakikat, kan değil
vur dizini toprağa anlaşılsın dağ gibi evlerdengeldiğin
deniz çakalı vinstın boyun eğsin dalgalarına
gerçeksin sen sayılarla oynayanların düşleri yerle yeksan
nerden baksan aynı manzara aynı terli uçurum
kalemine mürekkep çek lacivert gök al deniz
sağdan sola soldan sağa aynı hat aynı levha
sağdan sola soldan sağa dalgalanıyor kaderin
melekler selamlar melekler selamlar melekler selamlar
Arıburnu, Conkbayırı, Kanlısırt, Anafarta
rakamla 450.000
yazıyla dört yüz elli bin
kanla dörtyüzellibin

0 Tartışmaları