Memleketin medâr-ı ziyneti âkıller,
dinin kemâline vasıta olan müttakîlerdir.
Âkıller padişahlara sokulmak ihtiyacında değildirler.
Fakat Padişahlar âkıllerden hiçbir zaman müstağni olamazlar.
Yere gökten yağmur yağar, göğe yerden toz kalkar.
Her kap içinde bulunanı sızdırır.
Şeyh Sa’dî-i Şirâzî (v.691/1292)
Cennetmekan Kemal Ural Amcamız demişti ki:
“Yıllar Geçtikçe,
Şölenler Yapıldıkça
Başlangıcı, O Eski Günleri,
ÇIRPINAN KALBİ DE Ne Olur Hatırlayın,
Yalnız Bırakmayın!”
Prof. Dr. Ahmet Nedim Serinsu
30 Nisan 2016 gününden bu yana dokuz sene geçiverdi. Her vakit söylenir “Ne çabuk geçti yıllar!” Zaman, insana sormaz ânlarının birikerek saatleri, günleri, haftaları ve yılları toparlayıvermesini. İnsandır farketmesi gereken ânın nimetini ve inşa etmelidir bereketini.
30 Nisan 2025 gününde Kemal Amcayı anı-vefâ ihtiramıyla selamlıyoruz. Ruhu şâdolsun, makâmı âlî olsun niyazlarıyla Sevgili Allahımızdan ona ve bütün geçmişlerimize sevgisini ve şefkatini (rahmetini) yürekten diliyoruz.
Anadolu mayasının talim-terbiyesinde “gerçekten yaşamış insan hazinemizden” olarak Kemal Amca, kulaklarımızdan giren ve yüreklere inen hikmetlerindeki, nasihatlerindeki, dileklerindeki, tecrübelerindeki canlı ifadeleri ve sesindeki musikiyle, hâlâ yaşıyor…
Kemal Amca, Anadolu’yu aydınlatan “gerçekten yaşamak iyilikolsun ışığı”nın bir membaı idi: Bu kaynak saf suyu arayan susamış bireyler için hala cereyân ediyor. Onun sözlü ve yazılı teliflerini yüksek farkındalıkla tanıyıp-bilip hayattayken sevebilmek hünerini elden kaçırmayanlar şunu bilmişlerdi: “Kemal Amca Anadolu mayasının yaygın eğitimcisidir”. Bu maksatla “Bir insan heykeli yapmak için heykeltraş ne yapar?” diye sormuştu. Cevabı açıktı: Memleketin çocukları mukaddes gayeler için olumlu düşünmeği bilerek-yaparak yaşamak terbiyesine, görgüsünü sahip olsun, iyilikolsun’u görerek de öğrensin ve yapsın; bireysel hayatında olduğu kadar, ailesinde ve toplum hayatında “faydaları istihsâle vasıta edebilecek münevver, imanlı, en hakiki manasıyla mütedeyyin” kişilikte olsun!
Gönlünün derinindeki bu niyazını fiiliyatında neşriyat olarak Anadolu mayası denizine salıverdi Kemal Amca.
Önce Şûle Dergisi’ni neşrederek, yıllar sonra Küçük Şey Yoktur kitabını ve ardından Bir’in Sırrı kitabını ve nihayet “İşte gözyaşlarım, işte çırpınan kalbim!” duasıyla Tohumların Valsi kitabını. Anılan maksatla bizlere Anadolu mayasının tecdit edilmesinin bir hali olarak bu eserlerini ikram ediverdi. Karanlığın güzelliğinde aydınlığı gördü ve bak-gör dedi eylemleriyle. Böylelikle çocuk ve genç kuşaklara ulaşmakta iyilikolsun yolunda bir cereyan açtı. “Sezgiyle ve bilginin merceğiyle bakmayı; tohumu, ilk adımı; damlalarla bardağın doluşuna dikkati yöneltmeyi” ve bak-görmenin farkındalığıyla yüreklerde istikbale tatlı ümitler yeşermesini sağladı. İçimize, iç dünyamıza konuştu. “İnsanların parça parça yaşadığı bu evrende bizleri kardeşliğe çağırarak” gerçekten yaşadı Kemal Amca.
Onun ferdî vicdanı insana ve her varolana sevgi ve şefkat uğrunda, imanın aydınlattığı ümit ve safa doluydu. Mütebessim çehresinin gerisinde saklamağa çalıştığı bir şey yoktu. Kim bilir o yürek hangi ruhanî tecellilere mazhar olmuştur bu yolda. Halbuki ne çileler yaşatmıştı benî beşer ona! Ama o, insanlığa sevgi ve şefkat besliyordu, kin değil! Haricen onun eylemlerinde görülen bu iman dolu vicdan, sevgi dolu yürek toplum hayatımız ve onunla hayattayken birbirlerini sevmek tecrübesine nail olan tanış-biliş insanlar nezdinde ne büyük ve ne âlî vazifeler görmüştür. Onun “bura”da yegâne varoluş gayesi bundan, iyilikolsun’dan başka bir şey olmamıştı.
Evet, evet gerçekten yaşamıştır Kemal Amca.

0 Tartışmaları