Mecburen Hoş Geldiniz


İster istemez düşünüyordu; neden bütün kuvvetleriyle şu işi bir an evvel bitirmiyorlar? Aklına ilk önce onların da insan olduğu, aynı şeyleri yapmaktan sıkılabilecekleri hatta zamanla yorulacakları geldi. Mesela bir pilot, uçağı yönlendirdiği joysticke benzeyen kumanda kolunu sıkı sıkı kavrarken başparmağının ucuyla tık diye şeffaf koruyucuyu açıyor, sonra kırmızı fırlatma düğmesi. Bir bomba yola çıktı. Tekrar nişan al. Başparmakla bir tık. Kırmızı düğme. Şu koruyucuyu kapatmasa olmaz mı? Fakat alışmış işini doğru yapmaya. Her seferinde bırak açık kalsın, dese de eli kendiliğinden kapatıyor. Hedefle, aç, fırlat, kapa. Hedefle, aç, fırlat, kapa. Sesten hızlı giden bir uçakta bile olsa sıkılıyor insan. Hem bu şehri ilk bombalayışı değil ki. İlk defa görmüyor kaçışan insanları. Korku çığlıklarını hayal etmiyor artık. Hiç zevki kalmadı. Bazen sıradan bombalamalar sürerken beklenmedik şekilde kendine roket fırlatıldığını, birbirine çok yakın, döküntü halindeki binaların arasından uçağı yan yatırıp geçtiğini hayal ediyor. Roket kuyruğunu sıyırıp çarptığı binayı havaya uçurunca arkadaki toza bakarak kahkaha attığını düşünüyor. Fakat yok. Olmuyor böyle şeyler. En fazla sapanla taş atıyorlar. O irtifaya yetiştiremezler ki. Sırf gönülleri olsun diye alçaktan uçuyoruz. Bu sefer de sesi duydukları anda saklanmaya başlıyorlar. Koca şehirde saklambaç oynuyoruz. Son zamanlarda dışarı çıkıp oynayacak adam da kalmadı.
İkinci nedense ordularının tepesindeki komutanların şehirciliğe ve sanata olan düşkünlükleri olabilir. Buna, oturduğum binanın etrafı bombalanıp komşular dışarı kaçıyorken telaşla terasa çıktığımda şahit oldum. Helikopter pilotu kâğıda bakıyor, işaretlenmiş apartmanları vurduktan sonra seçilmemiş olanları geçiyordu. Öyle tahmin ediyorum. Plana bakıyor, helikopteri hafif çevirip belirlenenleri indiriyordu. Sıra bize yaklaştıkça bir baca veya saksıya yaslanıp yere çöktüm. Buraya kadar, dedim. Gözlerimle onu takip ediyor, kasılıyor ve dua ediyordum. Bizi geçti. Listede yoktuk anlaşılan. Oradan kurtulunca -yani çok bombalama görmüştüm ancak burun buruna geldiğim, sağımda solumda binaların vurulduğu bir damda, yığıldığım yerden sağ salim kalkınca- artık hep böyle olacağı hissine kapıldım. Fakat gerçek bu değil. Biz kâğıtta yoktuk. Adamlar istedikleri şehri oluşturmak için sabırla, ince ince vuruyorlardı. Eminim, kâğıtlarının üst köşesinde yahut planlayan komutanların zihninde şöyle yazılıydı: Bir şehir bir kerede mi bombalanmalı?
Belki de baktığı kâğıt değildir. Elinde herkes gibi cep telefonu vardır. Karısı mesaj atmış, cevap alamayınca sinirlenmiş, kendini önemsiz hissetmiş ve görevde olduğunu bildiği halde kocasını aramıştır. Pilot telefonu titreşime alamamaktadır çünkü titredikçe helikoptere bir şey oldu sanmakta, telaşlanmaktadır belki. Zil sesi açık telefon, kadının aramasıyla defalarca çalmış, meşgule düşmüş, çalmış meşgule düşmüşse; koca, bu kadar aradığına göre önemli bir şey olmalı diye içinden geçirip, acemi bir pilot yanlışlıkla bizim evi mi bombaladı korkusuna kapıldıysa, telefonu alıp mesaj yazmaz mı?
-N’oldu?
-Neden açmıyorsun?
-Görevdeyim. Sen niye aradın, bir şey mi oldu?
-Yok bir şey olmadı.
-Korktum sürekli arayınca.
-Çok işin var mı?
-Az kaldı. Şu mahalleyi yıkıp geleceğim.
Bu sırada helikopterin önünde, eşya dolu bir kamyonet belirdi. İçeride yer kalmadığı için birkaç kişi kasaya oturmuştu. Bombardımanın dışına doğru çabucak gitmeye çalışmaktaydılar ancak hızlı gidilecek bir yol kalmamış, delik deşik olmuştu her yer. Yıkıntı parçaları, devrilmiş sokak lambaları, uyanamayan insanlar… Zaman zaman içindekiler inip engeli kaldırıyor ve yollarına devam ediyorlardı. Pilot bir süre sadece izledi. Bu esnada karısının yeni mesajı geldi.
-Tatlı al, diyecektim.
-Dur şimdi.
-Niye bir şey mi oldu?
-Kaçmaya çalışan bir kamyon var, onu acayip vurasım geldi.
Pilot, kısa süreliğine kendini kadının yerine koysa. Kadıncağız her sabah helikopterin pervanelerini döndürecek birini uğurluyor evden. Mesai süresinde onlarca roket atacak adama kahvaltı hazırlıyor. Pehlivanlar için bu adam ne yiyor ne içiyor da bu kadar kuvvetli derler, acaba kadın sabahları kocasının önüne ne koyuyordur? Beş yumurta mı? Bütün bir tavuk mu? Kocası için endişelenmesin de ne yapsın. Kadın da çatışmalar sona ersin istiyordur muhakkak. Fakat onlar için savaş, bizim sessizliğimizde bitecek.
Kamyon güçlükle ilerlerken helikopterin peşlerinde olduğunu fark etmedi bir süre. Bu sırada eskiden asfalt olan yerde ilerlemeye çalışıyordu. Bir zamanlar dört yol dedikleri noktaya geldiklerinde önlerini vaktinde ayakta olan minare kesti. Sağa baktılar, eskiden oturmaya can attıkları, bu evlere para yetmez dedikleri, Batı tarzı apartmanların yıkıntılarıyla tıkalıydı yol. Sola saptılar.
İlerlediklerinde iki çocuğuyla bir kadın önlerini kesiti. Araca binmek istiyorlardı. Şoför onları almayacaktı, durdu. Tek isteği acele etmeleriydi. Bir yerlerden pervane sesi yaklaşıyordu. Ufak olanı uzattı kadın. Sonra diğerini. Pilot daha çabuk olmaları için yaklaştı ve bir kez daha pervanenin sesinde insana enerji verip canlandıran bir etki olduğunu düşündü. Sadece bir şeyler yapıyor görünmek için etraftaki binalara ateş etti. Şoför korkuyla gaza bastı. Yolcusunu unuttu. Kasadakiler beyaz kumaşlar salladılar. Kadın peşlerinden koştu. Aracın içinde dualar birbirine karışıyordu. Çocukların sesleri. Kadın koştu. Şoför öfkeli. Ne yapacağını bilemediğinden öfkeli. Yola çıkmadan önce bir kere durmaya kalkarsak ilerleyemeyiz diyen kendisiydi. Zınk diye frene bastı. İndi aracından. Kapısını elin kamyonuymuş gibi sert kapattı. Pilot, bak sen, dedi, şimdi tadı geldi bu işin! Telefonun çaldığını duymamıştı. O an duydu. Açacağı yoktu. Açtı. Karısıydı.
-Unutmadan söyleyeyim, dedim, tatlıyı eski çarşıdan al.
-Ne fark eder, tatlı işte.
-Ama oranınkiler güzel oluyor. Geçen yediklerimizi beğenmemiştik.
-İyi de, eski çarşı mı kaldı. Bombaladık ya orayı.
-Ee n’apcaz şimdi?
Pilot, karısıyla tatlı sohbeti yapadursun bir uçak, attığı roketle bütün sokağı havaya uçurdu. Pilot, kaşığına alıp titrete titrete ağzına götürmekte olduğu sütlacı yere düşürmüş gibi elinde joysticke benzer kolu tutarak kalakaldı.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0 Tartışmaları

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir