ENİS BEHİÇ KORYÜREK VE BEŞ HECECİLER: TÜRK ŞİİRİNDE YENİLİKÇİ BİR HAREKETİN ELEŞTİRİSİ
Türk edebiyatında birçok yenilikçi hareket yer almış olsa da Beş Hececiler nitelendirmesiyle bilinen grup, milli edebiyat damarımızın önemli temsilcilerinden biri, canı ve kanı olarak dikkati üzerine çeker. Beş Hececiler’i özel bir konumda görmemden ötürü “nitelendirme” ibaresini kullandım çünkü mühim, o beş taşı başlangıç vuruşunda barındırır: Garip, İkinci Yeni, Yeni Hece, Modern Şiir, Avangart/Epik. Sözgelimi; görünen odur ki mevcut grubun oluşumu, varlığını gösteremeseydi Türk şiirini bulunduğu çizgiden taşıran (lafta) akınların eline tebeşir alması muhtemel bile değildi. Özlerinde barınan sert kimlik, lirik damar, hece kapısı, kendini çağıran ses/ritim, destansı bağırış vs. serpilmeyecekti esasen. Bu grubun önde gelen şairlerinden Enis Behiç Koryürek ise Türk şiirine getirdiği taptaze soluk ve özgün üslubuyla tanınır. Güneş ve Mirasın Ölümü ise Koryürek’in kimliği, benliğidir. Beş Hececiler’e ismini veren ana mı yoksa baba mıdır? Muhtemel, Beş Hececiler ne ise Koryürek O’dur: Taze kanı damarda dolaşıma sokuveren.
BEŞ HECECİLER VE HECE ÖLÇÜSÜNÜN YENİDEN YORUMLANMASI: MUAZZAM HECE
Beş Hececiler, adı yahut sanından da anlaşılacağı üzere hece ölçüsünü kullanarak şiirler söylemiş ve halk şiirinin melodika yapı sökümünü modern Türk şiirine taşımışlardır: Beş mühim taş. Beş Heceliler olarak nitelendirilen unsura “muazzam terk”ten bayır çıkarak, “muazzam hece” dememizde herhangi bir mâni yoktur, baya heceyi terk edip seremoniden uzaklaşaduran bir hecedir çünkü bu beşli, tamı tamına beş parmak. Esasen mevcut hareket “Divan” şiirinin ağır ve karmaşık diline karşı bir tepki olarak doğmuştur ve olabildiğine sade bir anlatım arayışı içinde olmuştur. Divan’ı burada zan altında bırakmamak adına bir açıklama tenezzülünde bulunup ayrı konumda duragelen mevzuya değinir isek: Her söz (şiir) zamanına göre söylenmeli, şekillenmelidir. Geleneğe ayak uydurmamak gerekir. Mesela “Aruz”, “Hece” vs. bugüne dek en iyi şekilleriyle ortaya kondu, bazı isimler Hece’yi biraz aşındırdı, ne kadar daha geliştirilebilir muamma fakat çağa, geleneğe ayak uydurmaktan ziyade her şair, YENİ bir şey söylemelidir, ortaya koymalıdır (yapmalı) diye düşünüyorum. Fuzûlî’nin, Orhan Veli’nin, hatta Çobanoğlu’nun söylediklerini biz neden tekrar edelim ki, değil mi? Böylelikle “muazzam yeni” diyerek yine “muazzam terk” mevzusunu gün yüzüne çıkarabiliriz. “Muazzam Yeni” penceresini kapatıp mezkûr konuya doğru ilerlersek Enis Behiç Koryürek bu grubun içinde yer alarak hece ölçüsünün sınırlarını zorlamış, serserilik etmiş ve ona yeni bir form kazandırmıştır lafsını dile getirebiliriz: Muazzam Hece. Yani kusurlarıyla güzel. Güzel demek ne de güzel, hele ki bir kusuru muhtevasında barındırıyorsa.
ENİS BEHİÇ KORYÜREK‘İN ŞİİRSEL ÜSLUBU: BEŞ DUYU
Enis Behiç Koryürek‘in o derûnî şiirlerinde yalın ve olabildiğine anlaşılır bir dil kullanımı, yapı sökümü dikkat çeker. Mevcut özellik şiirlerinin geniş kitleler tarafından kolayca anlaşılmasını ve benimsenmesini sağlamıştır: Halk. Ancak bazı eleştirmenler bu yalın dilin zaman zaman derinlikten yoksun olduğunu ve yüzeysel kaldığını savunur. Örneğin Koryürek‘in milli duyguları yansıtan şiirlerinde, didaktik bir tonun hâkim olduğu ve estetik açıdan yeterince tatmin edici olmadığı ileri sürülür. O dönemin şartlarını, kimliğini ve de düşünce dünyasını anlamlandırdığımız vakit bu savunma bir bakıma çürür. Amma velakin bir noktada da haklı bir eleştiridir bu, çünkü şiir izdir: Kalıcılığını, kaderini yani, aldığı darbenin gücü belirler. Mezkûr eleştiri daha çok 80 dönemi sonrası Türk şiirinin düştüğü bir handikabın tezahürüdür esasen. Klişe, buram buram arabesk, aşk meşk, halk için üretim, öğüt vs. bu durumun karşılığıdır. Koryürek, Miras ve Güneşin Ölümü’nde bulunduğu çağrının şiirini söylemiş, sözü ilelebet devam etmiştir. Demem o ki Beş Hececiler, 80 sonrası dönemde beliriverseydi mevcut grubun varlığı alay konusu bile olmayacaktı. Sözgelimi sağlıklı, yalın/arı ve anlaşılır bir üslup her daim Beş Duyu’ya güçlü bir hakimiyet verir: Halk böyle diyor.
MİLLİ DUYGULAR VE KAHRAMANLIK TEMALARI: BİR ÇEŞİT EPİKRİZ
Koryürek‘in şiirlerindeki milli duyguların yoğunluğu ve kahramanlık temaları, dönemin sosyal ve siyasi atmosferini anlamak için önemli ipuçları sunar bizlere. Bu bakımdan Epik Damar’ı da bir nebze taşıyor diyebiliriz. Özellikle Kurtuluş Savaşı döneminde yazdığı şiirler, bu mücadelenin ruhunu ve halkın moralini yansıtması açısından değerli ve özel bir noktaya sahiptir. Ancak bu tür şiirlerin propaganda amacı güttüğü ve sanatsal değerinin tartışmalı olduğu kanısını belirtebiliriz çünkü slogan atışları her zaman şiirin dışında bir özerklik taşır. Kurşun gibi. Ne didaktik ne de siyasidir şiir. Bu nedenle Koryürek’in şiirindeki milli duyguları ve kahramanlık temalarını günümüz bakış açısıyla Epik Damar’a yaslayabiliriz. “Aman aman yanlış anlaşılmasın!” Şairi katiyen eleştiriden kurtarmıyoruz, aksine günümüze değin ulaşan mirasını ve güneşini kendinden asırlar sonra (Dede Korkut vs. hariç) çıkagelen mevzuya yaslıyoruz. Zannımca: Kendisine kısa ve net eleştiri, tekraren “Koryürek’in mirasını ve güneşini kendinden asırlar sonra çıkagelen akına dayandırıyoruz. Gayet açık bir eleştiri, daha açığı var mı? Epik Damar, bir çeşit epikriz.”
ŞİİRLERİN HALKLA BAĞI VE POPÜLARİTESİ: “TÜRK ŞİİRİ BİR EVDİR, BEKÂR EVİ”
Enis Behiç Koryürek‘in şiirlerinde halkla kurduğu bağ, dönemin şartlarına göre onun en güçlü yönlerinden biridir aslında. Şiirlerinde sıkça kullandığı halk motifleri ve olabildiğine sade anlatım tarzı, halkın duygularını ve yaşamını yansıtarak geniş kitlelerin beğenisini kazanmıştır. Ancak bu yaklaşımın zaman zaman sanatsal derinlikten ödün verdiği ve popülist bir çizgiye kaydığı da eleştirilen noktalar arasındadır. Esas soru şudur: Halkın beğenisini kazanmak da nedir? Şair, şiirini kurarken ilgi odağı olmayı mı düşünür, gibi soruları irdelemek, düşünce tarzları üretmek lazım gelir. Koryürek’in günümüz çağrışımıyla en “efsane” handikabı halkın şımarıklığını üzerine çekmesidir, popülist bir şair nitelendirmesi altında. Türk şiiri bir evdir, bekâr evi. Aile efradının gururunu okşama yeri değildir yani.
BEŞ HECECİLER’İN EDEBİYATIMIZDAKİ YERİ
Beş Hececiler, Türk edebiyatının “milli edebiyat akımına” önemli katkılarda bulunmuşlardır. Hece ölçüsü ve milli duyguları şiirlerinde başarıyla harmanlayarak edebiyatımıza kalıcı eserler kazandırmışlardır. Fakat bu hareketin bazı üyelerinin şiirlerinde görülen didaktik ton ve estetik açıdan yetersizlikler, bu grubun sanatsal değerini tartışmalı hale getirmiştir. Enis Behiç Koryürek ve Beş Hececiler, Türk şiirinin modernleşme sürecinde önemli bir yer tutar. Koryürek‘in şiirleri, tarihsel bir belge niteliği taşır ve edebi değerleriyle nesiller boyu okunmaya devam edecektir. Eleştirilerin ötesinde bu şairler, hece ölçüsü ve milli duyguları şiirlerinde başarıyla harmanlayarak edebiyatımıza kalıcı eserler kazandırmışlardır.

0 Tartışmaları