Eğer sekiz yaşında bir çocuksanız ve tırmandığınız incir ağacından kopardığınız meyveyi henüz soymaya fırsat kalmadan ensenizde bir asker beliriyorsa Filistin topraklarındasınız demektir. Filistin’deki binlerce çocuk, ensesindeki tüfeği doğduğu ilk andan itibaren hissediyor. Büyümek onlar için, nefretle yüklü robotlar karşısında korkup kaçmadan meydan okumayı, enselerindeki soğuk silaha rağmen inciri keyifle yemeyi öğrenmek demek. Yerde yürüyen böceklerden, yuvalarına ekmek taşıyan karıncalardan korkmak akıllarına gelmiyor Filistinli çocukların.
Mutfakta yemek pişirirken kırık camdan içeri aniden bir gaz bombası atılıyorsa, Ahed Tamimi’nin yaşadığı Nabi Saleh köyüne hoş geldiniz diyebilirim. Köyün anneleri de pişirdikleri yemeği yarıda bırakıp askere meydan okuyor kimi zaman, “Çocuk var burada, ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz?” Bir bomba daha. “Kime diyorum, çocuk var!” Cılız bir ses geliyor duvarın arkasından: “Ama bize taş atıyorlar.” Bu sesin sahibi, yan mahallenin çocukları değil ne yazık ki. Askerler, kurşun geçirmez tankları, ateşli silahları, gaz bombalarına rağmen korkuyorlar atılan taştan.
Her şeye rağmen gülümseyebilen çocuklar, toprak yolda ayağınıza takılan mermileri, içi boş gaz bombası kutularını heyecanla size gösterebilir. Resim galerilerini değil ama bahçelerinde bomba artıklarından derledikleri koleksiyonu iftiharla sergileyebilir, askerin karşısında dimdik dururken hiç korkmadıklarını kekelemeden anlatabilirler. Çünkü Filistinli çocuklar, aldıkları ilk nefeste ölümden korkmamayı öğrenir. Yalnız bir sorunları var: “Ya sevdikleri ölürse?” İşte bu sorunun cevabını henüz veremedikleri içindir bunca direniş. Ahed, amcasına isabet eden kurşunlarla kolye yapmış kendine, “Biz ölümden hayat çıkarıyoruz. Onlarla harika şeyler icat edebiliriz,” diyor boynundaki kolyeye bakarken.1
Nabi Saleh köyünün çocukları ve yetişkinleri sadece soyadı benzerliğinden değil, işgal karşısında aldıkları tavırla da bir ailenin kopmaz parçası olduklarını gösteriyor. Köylerini 1976’da işgal eden İsrailliler, Halamish yerleşkesini kuruyorlar önce. Fakat 2009’da başka bir hırsızlık baş gösteriyor. Köyün su kaynağını ele geçirip sahipleniyor Yahudiler.2 Suya yaklaşmak isteyenlere izin vermedikleri gibi Savunma Kuvvetlerini devreye sokup “Askeri Bölge” ilan ediyorlar önce. Hırsızlıklarını perçinlemek için yapmayacakları yok. Devlet yetkilileri Halamishlileri haklı çıkarmak, Filistinlileri su kaynağına yaklaştırmamak için suyun civarına “Antik Çağa aittir” tabelası yerleştirmekte gecikmiyor. Tabelanın altında bir el yazısı: “Araplar Giremez.”
İşin aslı, su kaynağı ve çevresindeki zeytin ağaçları Beşir Tamimi’ye ait. İsrail bunu çok iyi biliyor olmalı. Bildiğini unutmak, kendi yalanına inanabilmek, hırsızlığını hoş gösterebilmek için türlü yollar arıyor. “Askeri bölge” ve “Antik çağa ait” ibareleri yetmiyor. Bir şeyi hâlâ eksik yapıyor olmalılar. Bu sefer ismine göz dikiyorlar. Neden Araplar gibi “Al Qaws” desinler ki? Al Qaws ismi tekrarlandıkça, görünmez bir Filistinli sızıyor topraklarına. Yeni bir tabela asıp tarihi değiştirmeye çalışırken yalanlarına bir yenisi ekleniyor: “Meir’in Pınarı. Meir Segal’in güzel hatırasına. Neve Tzuf’un (Halamish) kurucusu. İman ve Amel adamı. Zarafet ve alçakgönüllülük erdemlerine sahip olan. İsrail topraklarının âşığı. O toprakların iyiliği için savaşmış ve ruhunu ona adamıştır.”3 Tabelanın yanına, küçük bir havuz, ufak piknik masaları, mangal malzemeleri, hatta eğlenceden arta kalan içi boş bir portakal suyu şişesi bıraksalar da geçmiş değişmeyecek. Tarlalarını suladıkları, içme sularını elde ettikleri kaynağa yaklaşmak isteyen Filistinliler ya yaralanıyor ya da tutuklanıyor bu süre zarfında.
Ahed, o zamanlar dokuz yaşında. Yumruğu havaya kalkmadan birkaç ay önce, Yahudiler su kaynağını ele geçirdiğinde, babası Bassam Tamimi şöyle bir öneri getiriyor: “Barışçıl bir protesto düzenleyelim. Ellerimize zeytin dalları alıp kaynağa doğru ilerleyelim.” Defalarca hapishaneye girip çıkmış, bir güvenlik görevlisinin onu şiddetle sarsmasından dolayı aylarca komada yatmamış gibi, gözlerini açtığında aynı hapishanede yatan kız kardeşinin öldüğünü duymamış gibi getiriyor bu teklifi. Nabi Saleh deyince, akla Bassam Tamimi isminin gelmesi bu yüzden. Köy halkı, Beşir’e ait araziyi sahiplenmek, doğal su kaynağını korumak, ona yeniden ulaşabilmek için öneriyi memnuniyetle kabul ediyor.
Birinci gösteri: Ellerinde zeytin dalları, cuma namazından çıkıp ana caddeye yürüyen Filistinliler, daha ilk adımlarında gaz bombaları ve plastik mermilerle karşılaşıyor. Yetmezmiş gibi gösterinin düzenlendiği gün, Halamishliler yüz elli üç zeytin ağacını kökünden söküp atıyor. İkinci gösteri: Ellerinde zeytin dalları yok. Üçüncü gösteri: Ahed’in annesi Neriman tutuklanıyor. Ahed’in ilk yumruğu, yaralanan kuzenini korumak için bu gösterilerden birinde kalkıyor. 2014 yılına geldiğimizde, kaçıncı gösteri olduğunu saymıyorlar artık. Bir gün ulaşacaklarına inanarak su kaynağına doğru ilerlemeye devam ediyorlar. Haftada sadece on iki saat su akarken köylerine, Halamishliler, Filistinlilerin suyunu çevre otellere dağıtmaya başlıyor. Aynı yıl, erkek kardeşini tutup götüren İsrail askerinin peşine düşen Ahed, askerin elini ısırırken, annesi ve teyzesi kıyafetlerini çekiştiriyor. Sonuç: Ahed’in erkek kardeşi askerin elinden kurtuluyor. Ahed’in yorumuysa şöyle: “Sadece kardeşime yardım ettim. Eğer askerin annesi orada olsaydı, o da oğlunu korumak için bana saldırırdı. Bu durumu yaşayan daha birçok Filistinli çocuk var ama kameraları olmadığı için ne yaşadıklarını kimse bilmiyor.”4
2017’in Aralık ayında, Trump, “Kudüs İsrail’in başkentidir,” dedikten bir hafta sonra, köylerindeki askerleri fark eden çocuklar, uzaktan onları takip ediyor. Askerler bir binanın içinde. Ahed’in kuzeni Muhammed, binanın boşaldığını düşünüp duvara tırmandığında kafasına bir kurşun yiyor. 2009’dan bu yana toprakları için barışçıl protestolar düzenleyen Filistinliler, Muhammed’in vurulduğu akşam yeterince gergin olmalı. Fakat İsrail askeri yaptıklarıyla yetinmeyip Tamimi ailesinin bahçesine gaz bombası atarken, bir yandan da eve girmeye çalışıyor. Ahed, o muhteşem tokadını işte o vakit atıyor. Tokat sadece askerlere değil, Halamish sakinlerine ve İsrail’e de atılıyor olmalı ki, Ahed’i bir gece alıp götürüyorlar. İsrail milletvekili, tokadı yüzünde hissetmiş olmalı ki, “Orada olsaydım Ahed’in yüzünü yumruklardım,” açıklamasında bulunurken, Eğitim Bakanı, “Ömürleri hapishanede sonlanmalı,” diyor.
Tokadın acısı geçmeden manşetlere sığınıp, “Shirley Temper” diyorlar Ahed için. Nabi Saleh’se Hollywood’un bir parçası onlara göre.5 “Asabi Shirley” diyerek, Amerika’ya şikâyet ediyorlar Ahed’i. Çünkü asıl adı Shirley Temple olan çocuk oyuncunun aksine, Ahed şarkı söyleyip dans etmiyor. Halbuki, kıvırcık saçları ve güzel yüzüyle 1930’ların Amerikalı oyuncusu Shirley Temple gibi uysal olmalıydı. Tokadını, rolünün bir parçası olarak göstermeye çalışıyorlar. Onlara göre, Nabi Saleh köylülerinin giydiği kıyafetlerden, soy isimlerine kadar her şey bir oyunun parçası. Peki Muhammed’in vurulan başı, her cuma Nabi Saleh köyünde akan kan neden gerçek? Vurulan gençler, tutuklu çocuklar da bu oyunun bir parçası mı? Ahed’in en büyük suçu ne taş atması, ne de okkalı tokadı. İsrailliler, Ahed’in karşısında çirkinliklerini fark etmekle kalmıyor, bu çirkinliği tüm dünyanın görmesinden rahatsızlık duyuyorlar.
2013 yapımı “Thanks God It’s Friday” belgeselinde Nabi Saleh’li çocuklar ve ailelerle konuştukları gibi Halamish’te yaşayan İsrailliler de kamera karşısına geçiyor. Eden Ben Nun ve Ely Moaz isimli gençler, Halamish’in güzelliklerinden (!) bahsederken, cuma günü yapılan protestolara konu geliyor. Eden Ben Nun, “Her cuma yürüyerek galiba bize bir şey anlatmak istiyorlar. Ama biz, ama biz…” cümleleri boğazında kalırken Moaz’a bakarak gözleriyle yardım istiyor, “Nasıl açıklayacağım bu durumu?” der gibi. Aralarındaki bakışma bir saniye sürüyor, Moaz sözü alıp kameraya soğuk ve emin gözlerle bakarak, “Ama biz umursamıyoruz,” derken Eden yaptıkları şey çok normalmiş gibi ilave ediyor, “Onlar her cuma askerlerle savaşırken, biz yüzme havuzuna giriyoruz.”6
Eden ve Moaz umursamadıklarını söyleyedursunlar, Nabi Saleh köyünün kadınları ellerinde kameralarla yürümeye devam ettiler. Kimi zaman gaz bombaları yansıdı ekrana, kimi zaman ölümler ve gözyaşı. Neriman ve diğerleri ne yürümekten, ne de kameralarından vazgeçtiler. Ekranı bir silah gibi kullanmak istiyorlardı. Olayları adım adım takip eden Neriman, bu sebeple Ahed’den hemen sonra içeriye alındı, tokadı tüm dünyaya gösterdiği için suçluydu.
“İşgal hayallerimizi sınırlıyor. Önce düşlerimizi kontrol ediyorlar, sonra onları kırıyorlar.”7 Ahed bu sözleri söylediğinde henüz eli kelepçeli değildi. Onun ve Filistin halkının umutlarını kırabilmek için her yolu deneyen İsrail, bu kez anne ve kızını hapishaneye koyarak yeni bir güç gösterisi sergilemeye çalışıyor. Ahed’in düşleri kırılmasın diye isimsiz kalabalığın arasından sıyrılıp onu hayalini kurduğu okyanusa doğru, özgür Filistin’e doğru yola çıkarmalıyız.
KAYNAKÇA
(1) Martin, A. (Muhabir) , Ahed Tamimi, (2016), Empire Files -077. Web Sitesi: http://theempirefiles.tv
(2) Abdalla, J. (2012 Mart 19). “Settlers grab Palestinian water springs: U.N. report” Alınan yer: https://www.reuters.com/article/us-palestinians-israel-water/settlers-grab-palestinian-water-springs-u-n-report-idUSBRE82I0TT20120319
(3) Gideon, Levy. (2010 Nisan 22). “ A Spa for Samaria” Alınan yer: https://www.haaretz.com/1.5105104
(4) Jabari, Lawahez. (2015 Eylül 12). “West Bank Teen Ahed Tamimi Becomes Poster Child for Palestinians” Alınan yer: https://www.nbcnews.com/news/world/palestinian-poster-child-n425581
(5) Eglash, Ruth. (2017 Aralık 19). “Israelis call her ‘Shirley Temper.’ Palestinians call her a hero” Alınan yer: https://www.washingtonpost.com/news/worldviews/wp/2017/12/19/israelis-call-her-shirley-temper-palestinians-call-her-a-hero/?utm_term=.35f0639ff40f
(6) New Impact (Prodüktör) & Beddegenoodts, Jan (Yönetmen). (2013). “Thank God It’s Friday” Nabi Saleh & Halamish
(7) Ashly, Jaclynn (2017 Eylül 4). “Nabi Saleh: ‘It’s a silent ethnic cleansing’” Alınan yer: http://www.aljazeera.com/indepth/features/2017/07/nabi-saleh-silent-ethnic-cleansing-170702123734851.html

0 Tartışmaları