OSMAN BEY’İN YURDUNUN YAĞMALANDIĞI


Korkut Ata’nın “Ahir zaman, hanlık Kayı’ya değecek; kimse ellerinden almaya, ahir zaman olup kıyamet kopuncaya dek,” vasiyetini eylediği gün İç Oğuz, Dış Oğuz beyleri baş indirip bağır bastılar. Oğuz’un evvel kişisi Korkut Ata’nın gaipten türlü haber söylediğini, Hak Teâlâ’nın onun gönlüne ilham ettiğini bilirlerdi. Fakat bunu dedikten sonra alnını kırıştırdığını, ak yüzünden kara bir gölge geçtiğini görmediler ve dahi hatırlamadılar.  

***

Gün gelip vakit çatınca Süleyman Şah oğlu Ertuğrul’a Allah Teâlâ sırasıyla üç oğul verdi. Ertuğrul Bey şâd olup sevindi. Birine Gündüz adını verdi “Yaşını Allah versin,” dedi, birine Savcı adını verdi “Yaşını Allah versin,” dedi, birine de ulemâlar serveri görklü Osman’ın adını verdi “Yaşını Allah versin,” dedi. 

Kemikli olanlar gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hânım Ertuğrul Bey oğlu Osman, bahadır, alp, deli bir yiğit oldu. Ertuğrul Bey, Osman’ın ağalarından ileri varıp beylik kılıcını kuşanacağını bildi. Yolun yükünü tartacağı günü bekledi. Gün gelince oğul Osman, Bey Osman oldu. Ocağına avrat olsun diye boz atlı Hızır yoldaşı Edebâli’nin, Ayşe, Fatma soyu, kızını diledi. Bebekleri bitti. Gün geldi Rum ağzındaki Söğüt’e varıp kara yerine ak otağlar diktirdi. Ala sayvanı gökyüzüne yükseldi, bin yerde ipek halıcığı döşendi. Soylu atlarına mert yiğitler bindi. Yiğitlerini okşayıp kâfir üstüne saldı. Aç görüp doyurdu, çıplak görüp donattı. Aman diyeni öldürmedi. Diledi ki Allah soyunu görklü eylesin. Korkut Ata’nın haberi tamam olsun. 

Bunun üzerine bir zaman geçti. Tanrı Teâlâ Osman Bey’in duasını kabul eyledi. Korkut Ata’nın haberi tamam oldu. Allah soyunu görklü eyledi. Osman Bey’e ata adını yürüten devletli oğul verdi. Çalımlı, çalkara kuş erdemli yiğitler bitti soyundan. Yağız atını çekip sıçrayan, kâfir serhaddine çıkıp kılıç çalan, sası dinli kafiri bunaltan oğullar bitti. Kıvrım kıvrım kuşaklı, kulağı altın küpeli erler bitti. Kara yerden gemiler yürütmeyi fikreyleyip Rum ilini alan hakanlar bitti. Kafirleri it ardına bırakıp horlayan, ilinden çıkıp Ak Derya’da at yüzdüren leventler bitti. Öfkesi tutunca kara taşı kül eyleyen, adı güzel Muhammed’in ardında gece gündüz çöl yürüyen torunlar bitti. Kapısına uğru gelip derviş çıkan, kalp evinde çerağ yakan biliciler bitti. 

Günler ışıldadı, denizler çalkalandı. Yay çekip ok attılar, döne döne savaştılar, döne döne çekiştiler. Kafirin tuğunu, sancağını kılıçladılar. Od gibi ışıldayıp yıldız gibi parladılar. Dört güneşin doğduğu maşrıkta Hazar Suyuna ve dahi kara yere sokulur Basra’ya vardılar. Dört güneşin battığı mağripte Cebelitarık Derbendi ’ne vardılar. Buyruk verip mescit yaptılar, ezan okuttular, Aziz Tanrı adına hutbe okuttular. Darda kalmış yiğidin arkası, çaresiz miskinin umudu oldular. 

***

Meğer Korkut Ata’nın alnını kırıştırması gaipten söylediği haberden birini beylerden saklamış olmasındandı. Ak yüzünde göremedikleri kara gölge bundandı. Oğuz’un tam bilicisi Korkut Ata ona ilham olan bu haberi beylere ve dahi kimseye demez isem sözüm tamam olmaz diye fikreyleyip susmuş idi. Beylerin konukluğundan çıkıp otağına varınca sarığını yere vurdu. Karardı, bunaldı. Yazılıp dizilip gökten inen Kur’an’a vardı. Hecesiyle düz okudu, Koca Tanrı’ya sığındı. Boz atlı Hızır’a adaklar diledi. Kalbindekini kara kaygılı düş sayıp suya söyledi. Düş görenin düşünü yoran, dertli ise hâlini bilen Kara Göne ’ye gözükmedi. Üç gün otağından çıkmadı.  

“Cümle âlemleri yaratan görklü Allah

O övdüğüm yüce Tanrı

Dost olup medet eriştirsin,” diye ak yüzünü kara yere koyup kaygılı dua etti. “Rüya ise Tanrı yorsun, vakıa ise Tanrı beni yanıltsın,” dedi, yağız atını mahmuzladı. Irak yakın yol tepti. Gelip otağına gölge oldu. Yedi gündür aklını toplayamadığını, uykusundan sıçrayıp kalktığını, lakırdı söylemeden gün geçirdiğini, boz atlı Hızır’a adak dilediğini, ırak illerde attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kestirip Ertuğrul Bey oğlu Osman’ın yurduna zeval gelmesin diye aç doyurduğunu, bir Allah Teâlâ bildi bir de kendisi. Şakağında ak saçı aktan öte oldu. Kırışık yüzünden buldur buldur yaş aktı.

“Allah Allah demeyince işler yürümez, ezelden yazılmayınca kul başına kaza gelmez, ağlamayayım, dövünmeyeyim,” deyip yedi günün sonunda otağından çıktı. Bu Oğuzname Osman’ın olsun dedi.

Dua edeyim hânım:  

Görklü Tanrı adaletten garip komasın,

Yiğit oğulların benlik gütmesin 

Mert beylerin gönlünü yüce tutmasın

Ata belinden inmesin

Yalan sözü olmasın

Kafirin casusunu yoldaş sanmasın  

Kara saçlı kızların görenekleri çiğnemesin

Ak otağında acı otlar bitirmesin

Mutfağında acı sular kaynatmasın

Sası dinli kâfirin düzenine imrenmesin

Âhir çağda devletten ayırmasın

Allah’ın verdiği umudun azalmasın 

Günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa 

Yüzü suyuna bağışlasın hânım hey!

Korkut Ata’nın sırrını rüzgâr apardı, duasını kara yer dinledi. Kayı soyunu Koca Tanrı’ya emanet etti.

***

Günler karardı, denizler çalkalandı. Yay çekip ok attılar, döne döne savaştılar, döne döne çekiştiler. Kara yerin dağını aşamaz oldular. Ak Derya’nın suyu çekilir oldu. Gemileri harap oldu. Kafirin tuğunu sancağını kılıçladılar, kılıçları kesmedi. Dört güneşin doğduğu maşrıkta Hazar Suyu’ndan ve dahi kara yere sokulur Basra’dan geri sürdüler. Dört güneşin battığı mağripte Cebelitarık Derbendi ’nden geri bastılar. Buyruk verip mescit yaptıkları, ezan okuttukları illeri kâfir aldı. Çalıp kesen öz kılıcı muhannetler çaldı. Sası dinli, Müslümanlar düşmanı kafir durmadı, dinlenmedi casus saldı. Hak yaman getirdi. Korkut Ata’nın beylerden gizlediği haber vakıa olup Kayı soyunu buldu. Osman’ın yurdunun göğü pusardı. 

Al aygırlar düşman kokusu aldı. Bu gelen kafir çok kafirdi. Hepsi toplanıp vardılar. Savaşmadan, dövüşmeden alıverelim, dediler. Hepsi çıktı bir pay diledi. Hepsi bir yer gözetti, varıp oturdular. Akça yüzlü kızlara gelinlere göz diktiler. Beşikteki oğulcukları kırıp karıcık analara acı yaş döktürdüler. Çakmak çakıp evlerini yaktılar. Yiğitler bir düştü bir kalktı. Kimi uyuduğu yerde tutuldu. Kimi öz evinde oklandı. Bunun üzerine her ilin yiğitleri ve hatunları derlendiler, geldiler. “Yarmasın yarçımasın bu düşman hepimizi kırar oldu. Bize artık kaygılanmak yoktur. Durmayıp dövüşelim, ölenimiz ölsün kalanımız yurduna sahip çıksın,” dediler. Bunun ardınca görelim kimler geldi, kimler dövüştü.

Spil Dağı’nın ağzında, ipek halıcığın desenine ev kuran, öfkesi tutunca yağız atlara koşan, erlerden ileri ok atan Halil Efe hatunu kara gözlü Gördes Kızı dövüştü. Bunun ardınca görelim kimler geldi, kimler dövüştü.  

Altmış ineğin sütünü sağıp kaynatan, görklü müezzin ezan okuyanda namaz kıldıran, genç yiğitlere öğüt veren, kafire tabancayı ilk vuran Sütçü İmam dövüştü. Bunun ardınca görelim kimler geldi, kimler dövüştü. 

Rum erine tutsak olanda kasaturayla başın kesen, kılıç çalıp yedi yüz ere çeribaşılık eden, Başkumandan görende o hatunu öven Kara Fatma dövüştü. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler dövüştü. 

Toros’un yüce yerinde avlayıp kuşlayan, ayrı ayrı yolların izini bilen, bin kafiri Gülek Derbendi’ne getirip pusuya düşüren Kılavuz Hatice dövüştü. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler dövüştü.

Ağır yükün zahmetini bilir katırları karda yürüten, katır yürümeyende kağnıyı çeken, bebeğini cephane arasında gizleyen Şerife Bacı dövüştü. Bunun ardınca görelim kimler geldi, kimler dövüştü.  

Kara denizde ak yelkenin şişirip kâfir donanmasına görünmeden elli beş sefer eden Dursun Kaptan dövüştü. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler dövüştü.

Bebeğini beşikte koyup cenge giden, cilasun erlerin yarasını sağaltan Nene Hatun dövüştü. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler dövüştü. 

Yurda kâfir üşüştüğünde kâfirliğini hatırlayan komşusu, dirlik zamanı yediği aşı unutup evini cephanelik yapınca kendi evini yakarak hepsini kül eyleyen Senem Ayşe yetişti. Bunun ardınca görelim kimler dövüştü. 

Bey Dağı’nın eteğinde efelik edip zalime kan kusturan, Rum karakolunu basıp muhanneti tepeleyen Yörük Ali Efe dövüştü. Bunun ardınca görelim kimler geldi, kimler dövüştü.

Yelesi kara atların boynunu tutan, Çanakkale’de düşmanın başını ezen Hafız Halid Bey kızı Nezahat dövüştü. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler dövüştü. 

At üstünde rüzgâr olup uçan, şehitleri kafir elinde komayan Tayyar Rahime dörtnala yetişti. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler dövüştü.

Anacığını düşman nazarından korumak için kafire göğüs geren, babasının umudu, on dördündeki gözü kara Mehmet Kâmil dövüştü. Bunun ardınca görelim hânım kimler geldi, kimler yetişti. 

Konağında kırk bin sofra kurup yiğitleri ağırlayan, hatunları eteğine toplayıp asker için akça yünden kazaklar ördüren Hafız Selman Hanım yetişti. Bunun ardınca görelim kimler geldi, kimler yetişti.

Sayılmakla Türk soyu tükense olmaz, hatunu yiğidi hep yetiştiler. Arı sudan abdest aldılar, ak alınlarını yere koydular, iki rekât namaz kıldılar, adı güzel Muhammed’e salavat getirdiler. Geride kalanla helalleştiler. Ak mızraklı otlar atıldı. Kara demirli tüfenkler çekildi. Tavla tavla şahbaz atlar meydanlara sürüldü. Savaşıp hüner gösterdiler. Kimisi kafir elinde tutsak oldu, kimisi şehit oldu, kalanlar dönüp yurduna sahip çıktılar. Derelerde tepelerde kafire kıran girdi, leşine kuzgun üşüştü. Muhannetler sapa yere kaçıştı. Kaç bini deryaya döküldü. Gaza mübarek oldu.

Böylece Korkut Ata’nın duasını Yüce Allah kabul etti. Kayı yurdu namerde kalmadı. Dedem Korkut gelip boy boyladı, soy soyladı. Dua edelim hânım:

Göğsü güzel kara dağların yıkılmasın

Taş taş üstü kalelerin geçilmesin

Kadir Tanrı sizi namerde muhtaç etmesin

Kara polat öz kılıcın Müslümana sâye olsun    

Ak alınlı soyunun yeri cennet olsun

Al sancağın ufanmasın

Devletiniz daim olsun

Günahlarınız adı güzel Muhammed Mustafa

Yüzü suyuna bağışlansın hânım hey!

  • Merve BÜYÜKÇAPAR

    1981 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Anadolu Üniversitesi’nde İşletme öğrenimi gördü. Üniversite eğitiminin ardından özel kuruluşlarda muhasebecilik y...


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0 Tartışmaları

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir