“Yazarlarımıza Beş Soru”nun ilk konuğu Özlem Metin. Son kitabı “Hasar Raporu”yla Eskader Hikâye Ödülü kazanan yazarımız, Akademi günlerini paylaştı bizimle.
Atölyelere başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız?
Üniversiteden hemen sonra başlayan yoğun iş hayatım sırasında ara ara yazmayı istiyor ama bir türlü nereden başlayacağımı, ne yazacağımı bilemiyordum. Daha çok bir konuda araştırma yapıp bulduklarımı derlerim diye düşünmüştüm. Özgün bir şeyler yazmak aklımda yoktu. Kendi isteğimle işten ayrıldım. Kitaplara yakın olmak ve Cağaloğlu’nu hissetmek için bir yayınevinde part time çalışmaya başlamıştım. Bir öğlen yayınevine bir misafir geldi. Yazma serüvenimin miladı o gün oldu. Misafirimiz Ali Ural’dı. Sohbet esnasında yazı atölyelerinden bahsedildi. Ali Bey’e yazmak istediğimi ama bunu yapıp yapamayacağımı, yeteneğimin olup olmadığını bilmediğimi söyledim. Ali Bey’in cevabı hep aklımda kaldı. Doğuştan gelen bir yetenek peşinde olmadığını, yazmanın kesintisiz bir çalışmayla, sıkı bir emekle öğrenilebileceğini anlattı. Gerçekten de “süreklilik ve azim”in bu işin anahtarı olduğunu sonraları yaşayarak da gördüm. Ben de arkadaşlarım da hep bu noktada takılıyor, aşabilenler yoluna devam ediyordu.
Ali Ural’ın talebesi olmak demek sizin için ne ifade ediyor?
Ali Ural’ın talebesi olmak yazının emektarlığını göze almak, varılacak limanın değil yolculuğun talibi olmak, mütevazılığı yitirmeden üretmeye devam etmek, popülerliğin değil gerçek sanat değerinin arayışında olmak demek benim için. Ali Bey bize bunların talimini yaptırıyor.
Yazma disiplinini korumak için neler yapıyorsunuz?
Yazma disiplinini korumak için kendinize uygun rutini belirlemeniz önemli. En verimli ne zaman, nerede, ne gibi koşullarda yazdığınızı bulmanız gerekiyor. Altın saatlerinizi bulduğunuzda günlük planlarınızın hepsini o zamanı yazıya ayırmak için yeniden programlıyorsunuz. Benim için en önemli şart yalnız kalabilmek ve bunun için ciddi çaba harcamam gerekiyor. Evdeki herhangi bir odada veya gideceğim bir kafenin köşesinde ama yalnız. Sabah saatlerinden çok öğleden sonra veya gece, el ayak çekilince daha iyi olduğumu gördüm. Bazı sosyal aktivitelere, alışveriş vs. gibi uğraşlara mümkün olduğunca az zaman harcayıp, mecburi işlerden geriye kalan bütün zamanımı yazıya ayırmak için çabalıyorum. Kendi altın saatlerimin peşinde koşuyorum yazmak için. Bu çabayı gösteremezseniz hayat size önünüze katıp sürükler ve yazmak için hiç fırsat bulamazsınız.
Kitaplarınızı yazarken motivasyonunuzu yitirdiğiniz zamanlarda size yeniden başlama gücü veren ne oldu?
Motivasyonunuzu kaybettiğiniz çok an yaşayabiliyorsunuz maalesef. Hayatın akışı yazmaya elverişli bir zemin sunmuyor insana. Çoğunlukla “her şeye rağmen” yazıyoruz. Bazen yaşadığım şeyler o kadar zordu ki benim durumumdaki birinin yazıyla ne işi olabilir diye düşündüğüm vakitler bile oldu. Ali Bey’in böyle zamanlarda verdiği telkinleri hiç unutamam. Bırakmamamız, verilen emeklerin boşa gitmemesi için sürekli diri tutmaya çalıştı bizi. Çalışmaya kısa bir ara verip tekrar denediğinizde aslında düzelebildiğinizi görüyorsunuz. Fiili bir dua bu. “Allahım gayret ediyorum, yardım et,” demek aslında. Ben de çok mutsuz olduğum, yazacak gücüm olmadığı zamanlarda bilgisayar başına geçip bunu dedim. Yazacak gücüm yok, ama buradayım işte, yardım et Allahım. Yazarların büyük çoğunluğu pespembe, her şeyiyle yolunda giden bir hayatın içinde yazmadılar. Bilakis sevdiğimiz eserler genellikle büyük sıkıntılar yaşanırken doğdu. Güçsüz kaldığımda bunları aklıma getirmeye çalışıyorum.
Atölye arkadaşlarınıza ne söylemek istersiniz?
Atölyedeki arkadaşlarımla sıradan hayatlarımızın ötesinde başka lezzetler, anlamlar, çabalar, dertler paylaşıyoruz. Bu çok kıymetli, verimli, özel bir beraberlik. Bunun değerini eminim hepimiz derinden hissediyoruzdur.
Hayat kimsenin yazmasına izin vermek istemez gibi hepimizi önüne katarak akıyor. Hayata dur deyip yazabilmek gerçekten sebatlı olabilenlerin yapabildiği bir iş. Sabretmek ve devam etmek, kendi yazma düzenini geliştirebilmek çok önemli. Yazma disiplini uygun edebiyat iklimleri bulunduğunda daha kolay sağlanıyor. Yazı atölyelerinin en önemli katkısının, katılımcılara bu iklimi yaşatıp kendi disiplinlerini oluşturması için fırsat sunması olduğunu düşünüyorum. Rutin bir atölye programı bu süreçte yazı emekçilerinin en büyük destekçisi olacaktır. İç dünyanızı doğru kaynaklarla beslemeye, geliştirmeye devam edin ve asla pes etmeyin. Yazmanın doğası insana yaşadığı hayattan ayrı yeni bir varoluş fırsatı veriyor. Bulacağınız yeni dünyanızın tadına varın.

0 Tartışmaları