Ulağın Kayıp Atı


tek nalla koşuyor yalpa değil rüzgarı ensesinde

ademoğlu emralmış tutacak soluğunu kaygan

dizgine gelmezse de avuçları saldırır boşluğuna

ovada tüten duman üzüme siner, ince salkım

koşusu böyle gür, dal üstünde -nal değil-

ince bacaklarında kıvılcımı ağrının

üç nal eksik yalpa değil korkusu kemiklerinde

tanelenir toprağa tek parçada yıkılmaz

rüzgarı alt edecek saçlarına değmeden

bataklık şarkısında tekrar eden o dize

yalpadır dili  fakat kelimesiz ademden

uzun çizgi ölüm, tetikte kararlı parmağı

kendini vuran avcı, döngüde esir kısrak

korkusu çatırdayan buz parçasında soğuk

gözünü geme koyup bir kayıba bakmaktan

yitti derken bulundu, bulundu derken yitti

titreyen demirde iz bırakmayan ateş

avucunda yeşilden kızıla dönen ağaç

ovanın ortasında çiçeklerin buğusu

hayvan sesleriyle örülmüş bataklıklar

bir tek adem dünyada geride el ve alem

gittikçe dibe çöken pekmezi umudunun 

bir tenha çemberin içinde batağını

kurutur durmadan karıştırır kazanı

kaynasın diye geçit yükselsin diye hendek

nereye koşsa gölge toprakta hep bir ayak

böyle izin peşine düşmek için aklını

pay etti salkımda kımıldayan taneye


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0 Tartışmaları

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir